24 Ocak 2015 Cumartesi

U-20 Sudamericano İlk Etap


14 Ocak da Arjantin-Ekvador maçıyla başlayan U-20 Sudamericano'nun ilk etabı dün gece yapılan Uruguay-Venezuela maçıyla tamamlandı.Turnuvanın genel olarak beklentilerin çok üstüne çıktığını,özellikle B grubunda yapılan maçların çoğu büyük lig maçlarından bile zevkli geçtiğini söyleyebilirim.Turnuva öncesi yayınlamış olduğum yazımda takımları tek tek incelemiştim,aynı formatı bozmayarak yine aşağıda ki satırlara Arjantin'le başlayacağım.

Arjantin

Arjantin'in A grubunun net favorisi olduğu bilinen de bir gerçekti.Ekvador,Bolivya ve Peru gibi savunma güçleri sınırlı olan takımlara karşı toplamda 14 gol atmayı başaran Arjantin kendileri için anahtar niteliği taşıyan Paraguay maçını ise 1-0 kaybetti.Şampiyonluk yolunda hala akıllarda ufak soru işaretleri bırakan Arjantin de ise takımın en golcü ismi Diego Simeone'nin oğlu Giovani Simeone oldu.Simeone'nin yanı sıra Tomas Martinez ve Angel Correa da Arjantin'in en önemli hücum silahları olurken savunmaya liderlik eden isim Emmanuel Mammana da dikkatleri üzerine toplayan bir diğer isim oldu.Grubun Paraguay'a göre zayıf takımlarına futbol resitali sunan Tangocuların Paraguay karşısında gösterdiği performans sonrası final grubunda ne yapacakları merak ediliyor,ancak ben hala Uruguay ile birlikte favori olduklarını düşünüyorum.

Bolivya

Turnuva öncesi yazımda en zayıf takımın Bolivya olduğunu belirtmiştim,hemen hemen her turnuvaya en zayıf takım unvanıyla katılan Bolivya 4 maçta da galibiyet alamayarak turnuvayı 0 puanla kapatan tek takım oldu. Bolivya ilk gün çıktığı Paraguay maçını bir kenara bırakırsak diğer maçlar da da futbol görselliği namına olumlu bir oyun ortaya koyamazken bu turnuva için belki de tek ümit veren oyuncu 10 numaralı Erick Iragua oldu.

Ekvador

Ekvador fikstür talihsizliğine kurban giden bir takım oldu desek yanlış söylemiş olmayız.Gruplara Arjantin-Peru mağlubiyetleriyle başlayan ancak Bolivya ve Paraguay galibiyetleriyle kendine gelen Ekvador son hafta Paraguay ve Peru'nun berabere kalmasıyla elendi. ( Paraguay-Peru el ele çıktı gruptan bu arada.) Özellikle Arjantin maçında savunması paramparça olan Ekvador hücum gücü ne kadar öne çıkarsa çıksın ardından gelen Peru maçını da bundan dolayı kaybetti.Ekvador adına turnuvanın çok da önemli bir artısı oldu,Liga de Quito forması giyen Jose Cevallos oynadığı futbol ile ilerleyen yıllarda adından sıkça bahsettireceğine dair ilk ışıkları verdi.Arjantin ve Bolivya ağlarına 2'şer gol yollana Cevallos'un attığı goller ise jeneriklik.Kendi kişisel yorumumu katarsam sırf Cevallos için Ekvador'un üst tura çıkmasını isterdim.

Paraguay

Paraguay ilk hedefini başardı ve Arjantin'in arkasında final grubuna yükselmeyi başardı.Özellikle Arjantin maçında yaptıkları harika defans kurgusu bize Atletico Madrid 'i dahi hatırlatmayı başarırken o maçta da golü yine bir Atletico Madrid oyuncusu olan Canete atıyordu.Canete turnuva boyuna Paraguay'ın savunmasında ki en sağlam oyuncu olurken ; Jesus Medina,Sergio Diaz,Walter Gonzalez ve Gustavo Viera da parlayıp kendini gösteren diğer futbolcular oldu.Özellikle turnuva sırasında büyük ün yakalayan Sergio Diaz şimdiden bir çok takımı peşine takıp sürükler vaziyette,turnuva sonu hangi takım yapacak çok merak ediyorum.Paraguay adına Tony Sanabria bende hayal kırıklığı yarattı,turnuva öncesi bu satırlarda Paraguay'ın en büyük kozu olarak aktardığım Sanabria oynadığı maçlarda kayda değer bir şey yapamadı. 

Peru

Paraguay ile el ele verip Ekvador'u harcayan takımlardan olan Peru ise A grubunu 7 puanla 3.sırada tamamlayarak final grubuna yükseldi.Peru'nun futbolcularından veya takım oyunundan çok bu turnuvaya Arjantin maçında yediği gollerde akılda kaldığını söyleyebilirim.İşin goygoyunu bir kenara bırakırsak Peru benim beklentilerimi aşan bir futbol ortaya koydu,takım da dikkatimi toplayan üç tane isim oldu.Sporting Cristal forması giyen Alexander Succar -ki turnuva da şu ana kadar 3 golü var.- yine aynı takımdan savunma oyuncusu Luis Abral ve FBC Melgar forması giyen Aurelio Gonzalez-Vigil.Sergio Pena'dan turnuva öncesi önemli şeyler beklediğimi de göz önüne alarak bu listeye dahil etmiyorum,Pena çok daha fazlasını yapabilecek bir futbolcu.Final grubunun şu anda en zayıf takımı olarak göze çarpsalar da Peru savunma sorunlarını çözdüğü halde hiç bir maçı 45 dakika da tamamlayacak bir takım değil.


Brezilya

Turnuvaya en büyük favori olarak katılan Brezilya rakip takımlardan çok yine kendi teknik direktörünün seçimleriyle uğraştı.2014 Dünya Kupası'nda Scolari'nin seçimleri eleştirilirken 2015 yılının ilk ayında yapılan Sudamericano U-20 de Gallo'nun seçimleri çok eleştirildi.Gallo'nun Gabriel Barbosa,Malcom ve Evangelista'yı ilk maçlarda sürekli yedek bırakması tepkileri üzerine toplamasına sebep oldu.Uruguay maçında skor olarak belirgin olmasa da oyun olarak hezimete uğrayan Brezilya da o maçtan sonra birkaç şey değişti ve 2 gün sonra yapılan Venezuela maçına yukarıda yazdığım isimler 11 çıktı.Brezilya da en çok dikkatleri üzerine çekmeyi başaran oyuncu ise Gerson oldu ; hareketli,adam eksiltmesi iyi ve çalışkan bir oyuncu olan Gerson final grubunda Brezilya'nın en büyük kozlarından biri olacak.Büyük çap da olmasa da ülke içinde ününü şimdiden yakalayan Marcos Guilherme ise Brezilya'yı şu ana dek bu turnuva da sırtlayan isim oldu.Orta sahada görev yapan Thiago Maia da özel olarak takibe alınması gereken bir oyuncu,top kesmesi ve oyunu kurması bu yaşında çok üst düzey olan Maia bu özelliklerini geliştirdiği halde world-class seviyesine çıkabilir.Thalles de turnuva da sadece 1 gol atmayı başarmış olsa da takım oyunu için biçilmiş kaftan fovetler listesine girişini çoktan yaptı.Arkadaşlarıyla iletişimi oldukça üst düzey olan Thalles final grubunda şans bulması halinde önemli işler yapabilir.Sonuç olarak Brezilya hala favorilerden biri,ancak Brezilya'nın rakiplerden de önce kendi hocaları Gallo'yu da yenmesi gerek.

Kolombiya

Son şampiyon unvanıyla bu turnuvaya katılan Kolombiya da oldukça olumlu bir performans sergiledi.Şili ve Venezuela maçlarından galip gelen ; Uruguay ile Brezilya maçlarını da kaybeden Kolombiya 6 puanla grubu 3.sırada tamamlayarak final grubuna yükseldi.Yine göze hoş gelen ve akıcı bir futbol oynayan Kolombiya da not ettiğim isimler listesi ise bir hayli kabarık.Kaleci Alvaro Montero bu isimlerden ilki,refleksleri çok güçlü olan Montero özellikle 3 gün önce oynanan Venezuela maçının son dakikalarında yaptığı kurtarışla ağızları açık bıraktı.Sağ bek Orejuela ve sol bek Angulo da ciğerlerini turnuvaya gelirken bir vakfa bağışlamış havaları verdiler bitmek tükenmek bilmeyen hızlarıyla.Kolombiya'nın turnuva da ki girdiği pozisyonların büyük bir çoğunluğunu kanat akınlarının oluşturduğunu düşünürsek bu iki oyuncunun önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.Orta sahada görev yapan Jarlan Barrera bitmek bilmeyen enerjisi ile notunu aldığım diğer bir oyuncu oldu,adından söz ettirecektir daha.Turnuvanın en iyi oyuncularından olan Deinner Quinones ise oynadığı maçlarda yaptıklarıyla takımı sırtlayan oyuncu oldu,doğru hamleler yapması halinde Quinones bir stara dönüşebilir.Yedekten girdiği maçlarda her daim olumlu etki yapan Juan Otero ve hücum mevkisinin her bölgesinde iyi performans gösteren Jeison Lucumi de not ettiğim isimlerden.Forvet bölgesinde görev yapan Alfredo Morelos ise Quniones ile içinde bulunduğu uyumdan dolayı çoğu zaman olumlu işlere imza atsa da bir türlü istikrarı sağlayamadı.Final grubunda Kolombiya'nın ilk 4 yapacağını düşünüyorum.

Şili 

Turnuva adına benim için büyük hayal kırıklıklarından biri olan Şili de geriye kalan tek olumlu şey tempolu oynamaları ve asla vazgeçmemeleri oldu.Ignacio Jeraldino her ne kadar yüzünde ki maskeden ötürü oynarken zorlansa da bu turnuva da çok daha fazlasını yapabilecek bir oyuncuydu ve beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.Rojas ve Cuevas'ın da istenileni veremediğini söyleyeyim.Şili'nin stoperi Vegas takıma savunma da liderlik etse de partneri Echeverria'nın hatalarına kurban gitti,Echeverria her ne kadar turnuvayı 2 golle tamamlasa da özellikle Uruguay maçında berbat oynamıştı.Teknik direktör Hugo Tocalli'nin ise istisnasız her maç yüzünün asık olması takıma da yansıdı ve Şili istenileni veremedi.Kendisine bir diğer sitemim de turnuva boyunca hiç şans vermediği Brayan Cortes olacak,Vargas'dan neyi eksik diye kendimi sorgulamaktan alamadım maçlar boyunca.



Uruguay

Uzun süredir bir takımı izlerken bu kadar çok keyif almamıştım diyerek başlıyorum Uruguay'ı yazmaya.Bu turnuva da forma giyen oyuncuları için 2-3 tane kitap yazılır,Uruguay öylesine güzel ve hayran bırakıcı bir futbol oynadı.Kale de görev yapan Gaston Guruceaga'nın maçlar öncesi tutkuyla ettiği dua ve her kaçan pozisyondan sonra bile haykırışı aslında Uruguay'ın bu turnuvaya ne kadar çok kenetlendiğini ispatlıyor gibi.Stoper tandeminde ki ikili Erick Cabaco ve Paulo Lemos 4-5 seneye dünyanın en iyileri arasına girecektir.Lemos'un savunmadan topla çıkıp rakip ceza alanı yakınlarına kadar gitmesini günümüzde yapamayan bir çok stoper var.Takımda 8 numarayı giyen Mauro Arambarri ise bitmek bilmeyen enerjisi,gücü ve rakibi yıldırmasıyla gelecek adına çok önemli işaretler vermeyi başardı.Kısa süre içinde A takım da forma giyecektir Arambarri.7 numara da izlediğimiz Facundo Castro ise tartışmasız turnuvanın -hatta kendi yaş kategorisinin- en iyi orta açan futbolcusu.Uruguay'ın duran toptan bulduğu golleri izlerseniz demek istediğimi anlayacaksınız.Nahitan Nandez de çok hareketli ve teknik bir oyuncu,10 numara Gaston Pereiro turnuva öncesi bu takımın en büyük kozu konumundaydı.Beklentileri boşa çıkarmış değil,Pereiro oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı.Dünyanın en iyilerinden olacak potansiyele sahip Pereiro.Forvette görev yapan Franco Acosta'ya ise Pereiro'nun suç ortağı diyebiliriz.Çok iyi adam eksilten ve bitiriciliği üst düzey olan Acosta ; Uruguay bugün şampiyonluğunu en büyük favorisi olarak görülüyorsa bunun en önemli pay sahiplerinden.Uruguay da içte ukte kalan tek oyuncu ise Jaime Baez oldu,Baez çok daha fazlasını yapabilecek bir oyuncu ama ilk aşama da sınıf da kalan bir performans sergiledi.Final aşaması yaklaşırken Uruguay benim şampiyonluk yolunda en büyük favorim.

Venezuela

Gruptan çıkma ihtimali biraz fantastik bir düşünce olan Venezuela ise sadece prestijine oynanan Uruguay maçında aldığı galibiyetle 3 puanla kapattı turnuvayı. Ancak Venezuela'nın grupta diğer takımlara karşı yaptığı maçlarda ezilen taraf olmadığını söyleyeyim,her maçı dişe diş götürmeyi başardılar.Venezuela da dikkatleri üzerine çeken oyuncular Ponce ve Yanowsky Reyes oldu.Bu iki futbolcu kendini mental olarak biraz daha geliştirdikleri halde çok önemli işlere imza atabilirler,örnek olarak uzun süredir ayağının dışının ayağının içinden daha iyi kullanan bir oyuncu görmemiştim.Yanowsky Reyes yukarıda yazdığımı gideren oyuncu oldu,Venezuela'nın maçlarını izlemiş olan şuanda hafif tebessüm ettiğini fark ediyor gibiyim.Ponce'ye zaten çok fazla söz etmeye gerek yok,kendisinin daha alt yaş kategorilerinde başardığı ortada,bu turnuva da bekleneni görece veremese de yine de çok önemli işler yapacak bir oyuncu.


Adettendir,turnuva sonu final grubunun sıralaması nasıl olur onu yazarak yazımı tamamlıyorum.

1-Uruguay
2-Brezilya
3-Arjantin
4-Kolombiya
5-Paraguay
6-Peru

14 Ocak 2015 Çarşamba

U-20 Sudamericano


U-20 Sudamericano.Türkçe telaffuzuyla 20 yaş altı Güney Amerika şampiyonası bu akşam start alıyor,benim açımdan gayet önemli bir turnuva onu öncelikle yazının başında belirteyim.2013 de yapılan son turnuvayı kısaca hatırlayacak olursak Arjantin'in ev sahipliğinde düzenlenen turnuvayı Kolombiya kazanmıştı.Paraguay,Uruguay,Peru ve Şili turnuvaya renk katan diğer takımlar olurken Brezilya ile Arjantin ise büyük hayal kırıklığı yaratmıştı. Turnuvanın 2015 de ki ev sahibi ise yine turnuvaya renk katmaya hazırlanan Uruguay.Öncelikle bu turnuvada en iyi 4 dereceyi elde edecek takımın yazın Yeni Zelanda da düzenlenecek U-20 Dünya Şampiyonası'na da katılmayı elde edeceğini söyleyerek bu sene ki takımlara,olası yıldız adaylarına göz atmaya başlayalım. 

Arjantin

Humberto Grondona yönetiminde turnuvaya katılacak olan Arjantin yine iddialı bir kadroyla karşımızda.En son ki turnuva da ki hayal kırıklığının ardından hedeflerini daha yükseğe çeken Arjantin de iddialı futbolcular bulunuyor.San Lorenzo da gösterdiği performansın ardından Atletico Madrid'e transfer olan ancak geçirdiği kalp ameliyatı sebebiyle uzun bir süre sahalardan uzak kalan Angel Correa kadroda yer alıyor.River Plate'li gençler Tomas Martinez ve Giovanni Simeone'ye de ufak bir dikkat,Simeone Arjantin U-20 takımıyla daha önce çıktığı 4 resmi maçta 5 gol atmayı başardı.Velez de forma giyen Leonardo Rolon da Arjantin kadrosunun yıldız olabilecek isimleri arasında yer alıyor,Barcelona B takımında forma giyen Maxi Rolon ise hepimizin malumu. U-17 takımında yaptıkları ile geleceğe ışık saçan Sebastian Driussi de kadroda yer alıyor,Arjantin'in en büyük gol umudu olacak desem yanlış söylemiş olmam. A milli formayı da giymiş olan Emanuel Mammana da savunmanın lideri olabilecek kalite de bir oyuncu. 

Bolivya

Turnuvanın en iddiasız takımı diyebileceğimiz Bolivya da ise amaç oyuncuların tecrübe edinmesini sağlamak olacak.Ancak yine de dikkat edilmesi gereken bir kaç oyuncu var, Jorge Wilstermann forması giyen Mauricio Baldivieso takımın en yaratıcı ayağı olarak dikkat çekmekte. Blooming de forma giyen Denis Pinto ise takımın gol umudu olacak, plase isim olarak ise Bolivar'lı Erick Iragua'yı gösterebilirim. Bolivya turnuvaya Arjantin'li teknik direktör Clauidio Chaicor ile katılacak. 

Ekvador

Ekvador turnuva da en merak ettiğim takımlardan biri diyebilirim.Kadrosunda bir çok altın oyuncu bulunan Ekvador da bunların başını şüphesiz Kevin Mercado çekiyor.Granada B forması giyen Mercado'nun kulüpten de takım arkadaşı olan Gabriel Corozo da savunmada dikkatle izlenmesi gereken bir isim. Liga de Quito forması giyen Luis Canga ve Jefferson Intriago da takipte olacağım oyuncular olacak.Independiente Del Valle forması giyen 98 doğumlu Fabiano Tello da kendisi için büyük bir fırsat olacak turnuvaya katılacak,teknik direktör Sixto Vizuete'nin şans vermesi durumunda kendisi hakkında daha net fikir sahibi ediniriz diye düşünüyorum. 


Paraguay

2013 de çok güçlü bir kadro ile turnuvaya katılan Paraguay'ın bu sene ki kadrosu geçen turnuva kadar olmasa da izlemeye ve dikkate değer bir takım. Kadroda şüphesiz en çok dikkat çeken isim Roma forması giyen forvet Antonio Sanabria.Ki Paraguay'ın forvet opsiyonu sadece Sanabria ile bitmiyor,Cerro Porteno forması giyen 98 doğumlu Sergio Diaz ve Libertad forması giyen Jesus Medina da skor üretmeye oldukça alışkın oyuncular.Olimpia forması giyen Jeremias Bogado da şans bulduğu takdir de turnuvaya damga vuran oyunculardan biri olabilir.Atletico Madrid C takımında forma giyen Ivan Canete de takımın savunma yükünü çekecek,diğer dikkate değer isimler ise Gustavo Viera ve Luis Amarilla.

Peru

A grubunun son takımı olan Peru Victor Rivera yönetiminde yine gruptan çıkma amacıyla turnuvaya katılıyor.Takımın tartışmasız en çok dikkat çeken oyuncusu Granada da top koşturan Sergio Pena,Peru bu turnuva da başarılı olacaksa Pena'nın iyi oyununa çok ihtiyaç duyacak. Melgar forması giyen Aurelio Gonzalez-Vigil de hücum yollarında ki gol umudu olarak dikkat çekiyor,Sporting Cristal forması terleten Alexander Succar da alt yaş kategorilerinde ki başarılı kariyerini burada da devam ettirebilir. Sporting Cristal kalecisi Carlos Grados ve yine aynı takımdan savunma oyuncusu da Brian Bernaloa da dikkat edilmesi gereken isimler.Celta Vigo da forma giyen Francisco Duclos da savunma da yıldızını parlatacak bir isim.Sporting Cristal forması giyen Luiz da Silva ise Peru'nun kadrosunda ki en atletik oyunculardan biri,dikkat.


Brezilya

Her turnuvaya en büyük favori olarak gelen Brezilya bu turnuva da da konumunu değiştirmiyor.Kadrosunda yine oldukça yetenekli isimleri barındıran Brezilya teknik direktör Alexandre Gallo ile 2013 de ki başarısızlığı unutturma hedefinde.Brezilya'nın önemli yeteneklerine değinecek olursak en başta şüphesiz Gabriel Barbosa nam-ı diğer Gabigol geliyor.Udinese forması giyen Lucas Evangelista de turnuvaya katılmadan yeterince üne kavuşan futbolculardan.Atletico Paranaense'nin muhteşem oyuncuları Nathan ve Marcos Guilherme ise beni en çok heyecanlandıran futbolcuların başında.Fluminense forması giyen Kenedy, Santos'dan Thiago Maia ve Gremio'dan Walace da turnuva da kendini gösterecek önemli oyunculardan.Fluminense'nin savunma oyuncusu Marlon da performansıyla dikkat çekecek oyunculardan biri,diğer bir plase isim de Botafogo forveti Yuri Mamute.

Kolombiya

Her turnuva da en çok dikkati çekmeyi başaran takımlardan biri olan Kolombiya bu sene de oldukça iddialı,son şampiyon unvanıyla turnuvaya katılan Kolombiya'nın kadrosunda ki en önemli oyuncu şüphesiz Bastia da kiralık olarak forma giyen Chelsea'li Joao Rodriguez.Udinese de forma giyen Alexis Zapata da turnuva da değerini yükseltebilir. Atletico Nacional forması giyen Brayan Rovira da turnuvada çıkış yapmasını beklediğim isimlerden,Deportivo Cali de oynayan Juan Quintero da olumlu işler yapacaktır.Uniautonoma forması giyen forvet oyuncusu Mauro Manotas da Kolombiya'nın gol umudu.Söz konusu Kolombiya olunca hücum oyuncuları asla bir iki de kalmıyor tabi,Medellin'den Alfredo Morales ve Envigado'dan Andres Tello da ( orta saha ) Kolombiya'nın hücum organizasyonlarında ki önemli opsiyonları olacaklardır. 

Şili 

Arjantin'li Hugo Tocalli yönetiminde turnuva da boy gösterecek olan Şili ( ve şahsen benim de desteklediğim takım ) de altı çizilmesi gereken çok özel oyuncular var.Deportes Iquique forması giyen kaleci Bryan Cortes'in potansiyeli çok büyük,bu turnuva da kendini gösterip Avrupa'dan x bir takıma transfer yapmasını bekliyorum.Savunma da Audax Italiano forması giyen Sebastian Vegas'ın önü çok parlak,Cortes de yazdığım şeyleri Vegas da da düşünüyorum.O'Higgins forması giyen Raul Osorio da dikkate değer bir oyuncu.Savunma da son olarak Universidad de Chile forması giyen Rodrigo Echeverria turnuva da değerini yükseltebilir.Luciano Cabral,Juan Fuentes,Diego Rojas ve Cristian Cuevas da orta saha rotasyonunda bulunan özel oyunculardan,Cuevas'ın kazandığı tecrübe de göz önüne katılırsa takıma liderlik etmesi muhtemel.Forvette ise Granada'dan Matias Ramirez ve Union Espanola'dan Jose Luis Sierra benim favori isimlerim.Parma forması giyen Ignacio Jeraldino'yu genç yaş kategorileri ile ilgilenen çoğu futbol sever biliyordur muhtemelen,ama ben onun ismini bir kez daha hatırlatayım. 

Uruguay

Ev sahibi Uruguay ise Fabian Coito ile hiç olmadığı kadar iddialı olarak geliyor.Coito daha önce Uruguay'ın 17 yaş altı grubunda hocalık yapmıştı ve katıldığı turnuvalarda hep finalde bileği bükülmüştü.Nacional forması giyen Gaston Pereiro ve Juventud forması giyen Jaime Baez aralarında ki kimyayı tutturdukları takdirde turnuva da güzel işlere imza atabilirler.Fenix'li Franco Acosta'yı da Uruguay'ın gol umudu olarak not düşeyim.Ramiro Guerra,Agustin Ale ve Jose Etcheverry de takibe alınmaya değer isimler.Nacional forması giyen Rodrigo Amaral'e de ufak bir alarm.

Venezuela

Venezuela favori takımlardan biri olmasa da favorileri zorlayacak güce ve oyunculara sahip bir takım.Daha şimdiden bir çok Avrupa takımının transfer listesinde olan Andres Ponce takımın mutlak gol umudu.AEL Limassol forması giyen Jaime Moreno da takımın diğer bir gol umudu,Daniel Carrillo ve Ayrton Paez turnuva da önemli işlere imza atabilecek oyuncular.Venezuela gruptan çıkamasa bile her maçını başa baş götürecek güce sahip. (1-2 maç dışında.) 


Peki turnuva da neler olur ? 

Benim bir futbol sever olarak her şeyden önce turnuvadan beklentim keyifli ve bol bol golleri izlediğimiz bir organizasyon olması.Turnuva favorilerim Brezilya,Arjantin.Plaselerim ise Uruguay ve Şili. Bolivya dışında diğer tüm takımların final grubuna çıkma şansı da var diye düşünüyorum.Ekvador'a da ufak bir özel dikkat çekersek güzel olur,zira A takım da Dünya Kupası'nda yeterince küçümseniyordu ama gruptan çıkamasalar bile güzel işlere imza attılar.Gençlerden de aynı başarıları ve güzellikleri bekliyorum.Turnuvanın tam fikstürüne ulaşmak isteyenleri aşağıda ki linke alalım,iyi seyirler.


http://en.wikipedia.org/wiki/2015_South_American_Youth_Football_Championship


27 Aralık 2014 Cumartesi

2014'ün Unutulmaz 10 Futbol Olayı


10 - David Moyes & Manchester United

Sir Alex Ferguson'un Manchester United da ki saltanatı sona erdiğinde yerine kimin geçeceği büyük tartışma konusuydu.Ama bunun cevabını bizzat İskoç teknik adam veriyordu,David Moyes ! Mayıs 2013 de takip eden sezonlarda Kırmızı Şeytanların başında olacağı açıklanan David Moyes sezona iyi sayılabilecek bir giriş yapsa da ilerleyen süreçte kırılabilecek tüm rekorları takımla birlikte kırmayı başardı.Elbette kötü anlamda rekorlardan bahsediyorum,Manchester United uzun bir aradan sonra ilk defa iç saha da üst üste 2 maç kaybetti,öyle ki ligin 15.haftası geride kalırken Kırmızı Şeytanlar lider Arsenal'in 13 puan gerisindeydi.Yeni yılın başlangıcı ile sorunların bitmesi amaçlanırken takım FA Cup ve Lig Kupası'nda da istediğini bulamayarak eleniyor ve kupalara da avlu atıyordu,ezeli rakipler Liverpool ve Manchester City Old Trafford da Manchester United'ı tabir-i caizse eze eze yenerken Kırmızı Şeytanlar Şampiyonlar Ligi'ne de güçlü Bayern karşısında yenilerek veda ediyordu.Gelecek sezon için Avrupa kupalarına katılma hakkını da kaybeden Manchester United da Moyes'a olan sabır çoktan taşmıştı.22 Nisan günü Manchester United resmi sitesinden yapılan açıklamayla David Moyes ile yolların ayrıldığını resmen duyurdu ve İskoç teknik adamın 10 aylık Manchester macerası bitti.


9 - Sırbistan Arnavutluk Maçında Çıkan Olaylar

14 Ekim 2014 tarihinde oynanan 2016 Avrupa Şampiyonası eleme maçında Sırbistan tarihsel olarak da husumetinin bulunduğu Arnavutluk ile maç yapıyordu.Maçın gergin bir ortam da oynandığı yetmezmiş gibi Sırp taraftarlar da yaptıkları tezahüratlarla fitili ateşliyorlardı.Maçın 42.dakikasında sahaya uzaktan kumandalı bir helikopterle Büyük Arnavutluk Bayrağı bırakılması bardağı taşıran son damla oldu,Stefan Mitrovic bayrağı havada  yakalayıp yere indirmesine sert tepki gösteren Arnavut futbolcular Sırp futbolcunun üstüne yürüyünce sahada kavga çıktı.Mitrovic'in takım arkadaşlarının da karşılık vermesi sonucu saha adeta bir boks ringine dönerken hakem maçı tatil etmekte çözümü buldu.UEFA maçta yaşanan olaylara ilişkin cezaları bir süre sonra verirken Sırbistan'a 2 maç saha kapama cezası verilirken maçı da 3-0 Arnavutluk lehine tescil etti.Her iki federasyona da 100 bin euro para cezası verildi ve Sırbistan'ın 3 puanı silindi.


8 - San Lorenzo'nun Copa Libertadores Zaferi 

Arjantin'in futbolda ki yükselen yıldızı olan San Lorenzo 2014 yılına damga vuran takım oldu.Kadroda bulunan deneyimli isimlerin yanına genç oyuncuları çok iyi monte eden teknik direktör Edgardo Bauza hedefini yükseklere koymuştu.Libertadores de Botafogo,Independiente Del Valle ve Union Espanola ile aynı grupta yer alan San Lorenzo gruptan zor bela 2.sırada çıkmayı başardı,ilerleyen turlarda Brezilya temsilcileri Gremio ve Cruzeiro'yu saf dışı bırakan San Lorenzo yarı final de güçlü Bolivar'ı darmadağın etti.Final de rakip Paraguay temsilcisi Nacional'di. Estadio Arsenio Erico da oynanan ilk maç oldukça tempolu geçti.İlk yarı da golsüz eşitlik bozulmazken Arjantin temsilcisi Matos'un attığı golle deplasmanda öne geçti ama Nacional son dakika da Julio Santa Cruz ile beraberliği sağlayarak Arjantin deplasmanına bir umutla gitti. Arjantin de oynanan maç oldukça sert geçerken iki takım da skor üretmekte zorlanıyordu.36.dakika da hakemin penaltı noktasını göstermesiyle San Lorenzo tribünleri çıldırdı.Topun gerisine geçen Paraguay'lı Nestor Ortigoza topu ağlayarak yollayarak takımını 1-0 öne geçirdi ve kalan süre de başka gol olmayınca San Lorenzo tarihinde ilk defa Copa Libertadores'i kazandı ve Güney Amerika'nın en büyüğü oldu.



7 - Arsenal 9 Sene Aradan Sonra Kupa Kazandı 

Dile kolay tam 9 sene.Londra temsilcisinin en son kupayı kazanmasının üstünden tam 9 sene geçmişti ve artık bu sosyal medya da bir çok dalgaya konu olmuştu,öyle ki Arsenal'in en son kupasını kazandığı saatten kaç dakika geçti diye bir site bile açılmıştı ! Ancak Topçular 2014 de bunu sonlandırdı.Adanın en prestijli kupası FA Cup da çok zorlansalar da finale çıkan Arsenal'i son bir engel olan Hull City bekliyordu.17 Mayıs günü Wembley de futbol tarihinin görmüş olduğu en dramatik maçlardan biri oynandı.89,345 biletli seyircinin yerinden izlediği maça çok iyi başlayan Hull City 4.dakika da James Chester'ın düzgün vuruşuyla 1-0 öne geçti.Kabus gibi Arsenal kalesine çöken Hull City 2.golü bulmakta da çok gecikmedi,9.dakika da Fabianski'nin iyi çıkaramadığı topu önünde bulan Curtis Davies topu ağlayarak yollayarak skoru 2-0'a getirdi.Arsenal kupa kazanma sendromu bir kenara maça da çok kötü başlamıştı,17.dakika da kazanılan serbest vuruş da topun başına geçen Santi Cazorla harika bir vuruşla farkı bire indiriyordu.Bitime 20 dakika kala kazanılan köşe vuruşunda Cazorla'nın içeriye kestiği topu önünde bulan Koscielny maça dengeyi getiriyordu.90 dakikası 2-2 berabere biten maç uzatmalara kalıyordu,109.dakika da Giroud'un güzel topuk pasını önünde bulan Ramsey bekletmeden topa vuruyor ve takımını öne geçiriyordu.Hakem Lee Probert maçı bitiren düdüğü çaldığında Arsenal büyük hasretini dindirmiş ve kupasına kavuşmuştu.



6 - Luis Suarez ve Skandal 

2013-2014 sezonu Suarez için aslında harika geçiyordu,öyle ki Uruguay'lı oyuncu Premier Lig'i gol kralı olarak tamamlamış ve bir de üstüne "Yılın En İyi Oyuncusu" ödülünü almıştı.Mayıs ayının başında talihsiz bir sakatlık yaşayan Luis Suarez 1 ay kadar sahalardan uzak kalacaktı,Dünya Kupası'nı kaçırıp kaçırmayacağı büyük soru işareti olan Suarez ilk yapılan Kosta Rika maçını kenardan takip etti.İngiltere maçıyla sahalara dönen Luis Suarez takımını attığı 2 golle galibiyete taşıdı ve İngiltere'nin elenmesine sebebiyet verdi.Gruptan son çıkanı belirleyecek takım için İtalya ile karşılaşan Uruguay Godin'in 2.yarı da attığı gol her şeyi yoluna koymuştu.İtalya ceza sahasında yaşanan bir hadise her şeyin koptuğu nokta oldu.Chiellini'nin markajından kurtulmak isteyen Suarez çareyi rakibini ısırmakta buluyor ve kendini yere bırakıyordu.Hakeme olayı anlatmak isteyen Chiellini pek başarılı olamasa da Suarez kameralara yakalanmıştı.FIFA Suarez'e ağır yaptırım uyguladı.Uruguay'lı futbolcunun 4 ay boyunca futbol sahalarına dahi girmesi yasaklanırken önümüzde ki 8 milli maç için de cezalı konumuna düştü,daha sonra yapılan CAS duruşmasında Suarez'in bazı cezaları hafifletilse de 8 milli maç cezası onandı.


5 - Liverpool'un Şampiyonluğu Kaybetmesi

Ada tarihinin en büyük 2 takımından biri olan Liverpool geçtiğimiz sezon belki de ilk defa Premier Lig şampiyonu olmaya bu kadar yaklaşmıştı.(Premier Lig adıyla oynandığından beri hiç kazanamadılar.) Brendan Rodgers yönetiminde göze hoş gelen,akıcı ve tempolu bir futbol oynayan Liverpool rakiplerine farklı tarifeler uyguluyordu.36.haftaya girerken Liverpool 80 puanla 2. Manchester City'nin 3 puan önünde bulunuyordu.27 Nisan Pazar günü sahasında Chelsea'yi ağırlayan Liverpool da işler devrenin sonuna kadar güzel gidiyordu,kaptan Gerrard'ın savunma da yapılan sakin paslaşmalar da ayağının kayması üzerine araya giren Demba Ba golü atıyor ve Chelsea 1-0 öne geçiyordu.Maçın son dakikasına kadar oyunu rakip kaleye yığan Liverpool son dakika da kalesinde gördüğü kontra da Willian'dan yediği golle 2-0 geriye düşüyor ve liderliği kaybediyordu.Ertesi hafta oynanan Crystal Palace maçında 3-0 öne geçmesine rağmen skoru koruyamayan ve 3-3 berabere kalan Liverpool son hafta ki Newcastle maçına hiç bir umudu olmadan çıkıyordu,Newcastle'ı yenmesine rağmen ligi 2.sırada tamamlayan Liverpool bu kadar yaklaşmasına rağmen şampiyonluğu kaybediyordu.


4 - Brezilya 1-7 Almanya

2014 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan Brezilya tüm otoritelerin tartışmasız favorisiydi.Ancak grup da oynadığı Hırvatistan ve Meksika maçlarında tatmin edici bir performans gösteremeyen Brezilya 2.tur da yapılan Şili maçında da elenmekten kıl payı kurtulunca bir çok insanın aklına acaba sorusu gelmişti.Çeyrek final de yapılan Kolombiya maçında 'basının da sıkça söylediğine göre' hakemin de desteğini yoğun şekilde alan Brezilya rakibini 2-1 geçip yarı finale yükseliyordu.Rakip Panzerlerdi.Brezilya tarih de yapılan maçlar da Almanya için her zaman korkutucu bir rakip olsa da bu sefer senaryo farklıydı,ev sahibi en iyi 2 oyuncusundan yoksundu.Thiago Silva Kolombiya maçında gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşerken,sakatlanan Neymar turnuvayı kapatmıştı.8 Temmuz günü Belo Horizonte de oynanan maç da tarihi bir fark olacaktı.Almanya 11.dakika da Muller'in golüyle 1-0 öne geçmişti,23.dakika da Klose'nin golüyle Almanya skoru 2-0 yapıyordu.Klose aynı zamanda attığı bu golle Dünya Kupaları tarihinin en golcü oyuncusu oluyordu,24 ve 26.dakikalarda Toni Kroos'un ayağından bulunan goller skoru 4-0'a getiriyordu.29.dakika da Khedira da skora katkı veriyor ve fark 5'e çıkıyordu.Tribünler de büyük bir üzüntü hakimken bazı taraftarlar stadı terk ediyordu.2.yarı oyuna dahil olan Schurrle de attığı 2 golle farkı 7'ye çıkarırken Brezilya tribünlerinde takıma tepkiler başlamıştı.Fred,David Luiz ve Dante gibi oyuncular topla buluştuğunda tepki görüyorlardı.90.dakika da Oscar'ın attığı gol Brezilya için ufak bir teselli niteliği bile taşımazken ; Brezilya bu skorla tarihinde ki en ağır yenilgiyi tadıyordu. 


3 - Atletico Madrid Mucizesi 

Atletico Madrid kuşkusuz 2014'ün en çok patlama gerçekleştiren takımı oldu.Diego Simeone yönetiminde 'maç maç' felsefesini ana odak olarak belirleyen Atletico Madrid tarihi başarıya imza attı.La Liga'yı en son 1996  sezonunda kazanan Atletico ; iyice Real Madrid-Barcelona tekeline giren ligde imkansız görülen bir işi başarmak için yola çıktı,ligi bir süre bu iki takımın gerisinde takip eden Atletico Madrid Mart-Nisan ayında ki yaptığı çıkışla liderliği aldı ve son haftalara büyük avantajla girdi.Real Madrid ve Barcelona son haftalarda rakiplerine diş geçiremezken Atletico Madrid de puan kaybetmeye başlamıştı.37.hafta oynanan maçlarda Atletico sahasında Malaga ile 1-1 berabere kalırken ; Barcelona deplasmanda Elche ile berabere kalıyordu.Real Madrid Celta deplasmanında 2-0 yenilerek şampiyon olma şansını kaybediyordu.17 Mayıs günü Nou Camp deplasmanına giden Atletico'ya şampiyon olmak için beraberlik yetiyordu,daha maçın başında Diego Costa ve Arda Turan gibi iki silahını sakatlıklara kurban veren Atletico ; Alexis Sanchez'in attığı golle geriye de düşüyordu.Mücadeleyi bir an bile bırakmayan Atletico Uruguay'lı Godin'in kafasından bulduğu golle skora dengeyi getiriyor ve 90 dakika boyunca eşitliği koruyordu.Hakem son düdüğü çaldığında herkes de büyük bir sevinç hakimdi,öyle ki Nou Camp tribünleri dahi Atletico Madrid'in bu harika başarısını alkışlıyordu.Diego Simeone yönetiminde imkansız görülen bir işi başaran Atletico Madrid yaklaşık 1 hafta sonra daha büyük bir başarı için Lisbon'a çıkacaktı.


2 - La Décima 

Futbol ile az çok ilgilenen her kişi Real Madrid'in 2002 yılından bu yana bir takıntısının olduğunu bilir. " La Décima" . Bu amaç uğrunda David Beckham,Ronaldo,Cristiano Ronaldo,Kaka ve Gareth Bale gibi dünya starlarını kadrosuna katan Real Madrid amacına geçtiğimiz sezon oldukça dramatik bir şekilde ulaşacaktı.Juventus-Galatasaray ve Kopenhag'ın bulunduğu gruptan çıkan Real Madrid sırasıyla Schalke-Dortmund ve Bayern'i de yenerek finale çıkmıştı.Rakip ise ligi ellerinden çalan Atletico Madrid'di.Atletico da Milan,Barcelona ve Chelsea'yi eleyerek finale çıkmıştı.24 Mayıs günü Lisbon da final oynanacaktı.Final de baskı ve stres Real Madrid'in üzerindeydi,maçın başlama düdüğü çaldığında bu stres özellikle Cristiano Ronaldo'nun üzerinde belli oluyordu.36.dakika da kullanılan köşe vuruşunda oluşan karambol de hatalı şekilde öne çıkan Casillas hatasını telafi edemeyecekti,takımın 1 hafta önce La Liga şampiyonluğuna taşıyan golü atan Godin burada da golü atmıştı.Uzun bir süre Real Madrid gol bulmak için çabalarken 92.dakika da Modric'in kullandığı köşe vuruşuna kafayı iyi vuran Sergio Ramos skora dengeyi getiriyordu ve maç uzatmalara gidiyordu.Uzatmaların ilk yarısı 1-1 beraberlikle geçilirken 2.yarı da Angel Di Maria'nın üstün oyunu maça damga vuracaktı.Arjantin'li 110.dakika da sol kanattan içeriye süzülüp kaleye şutunu çekiyordu ; Courtois'den seken topu Bale boş kaleye yollayarak takımını öne geçiriyordu.118.dakika da Marcelo bireysel yeteneğiyle harika bir gol atarak galibiyet yolunda en büyük adımı atarken ; 120.dakika da kazanılan penaltıyı ağlara yollayan Cristiano Ronaldo kupayı takımına getiriyordu.Hakem son düdüğü çaldığında sahada mutluluk gözyaşları hakimken Real Madrid en büyük takıntısı haline gelmiş La Décima'yı sonunda kazanıyordu.


1 - Almanya Dünya'nın En Büyüğü 

2014 yılı Dünya Kupası gibi büyük bir organizasyonu da içinde bulunduran güzel bir yıldı.Bu kupayı en son 1990 yılında kazanmayı başaran Almanya o tarihten bu yana yüzü gülmüyordu.2002 de finale çıkan ama Brezilya'ya boyun eğen Almanya son iki kupadır yarı finalde kupanın şampiyonu olacak takıma yenilerek turnuvaya veda ediyordu.Ancak Panzerler açısından bu kez işler farklı oldu,çok iyi bir çekirdek kadro ile Brezilya'ya gelen Almanya hedefini başarmak için hazırdı.Portekiz-Gana ve ABD ile aynı grupta yer alan Panzerler grubun ilk maçında Ronaldo ve arkadaşlarını 4-0 ile eziyordu.Gana ile oynanan 2.maç inanılmaz bir mücadeleye sahne olurken maç 2-2 berabere tamamlanıyordu.Grubun son maçında ABD'yi 1-0 yenen Almanya gruptan lider olarak çıkıyor ve Cezayir ile eşleşiyordu.120 dakikası 0-0 biten maçta uzatmalarda Cezayir'i 2-1 geçen Almanya çeyrek finalde Fransa'nın karşısına çıkıyordu.Hummels'in kafasından bulduğu golle Fransa'yı da deviren Almanya yarı final de Brezilya'ı darmadağın ederek 7-1 yeniyordu.Final de rakip tıpkı 24 sene önce olduğu gibi Arjantin'di.Maracana da oynanan final maçında üstün olan taraf Arjantin olsa da Almanya maçı kontrolünde bir şekilde tutmayı başarıyordu.90 dakikası 0-0 biten maçın 2.uzatma devresinde sol kanattan gelen ortayı çok iyi kontrol eden Mario Götze düzgün de bir vuruşla takımını 1-0 öne geçiriyordu.Almanya hedefe ulaşma noktasında en büyük adımı atmıştı,kalan dakikalar da skoru korumayı başaran Almanya son düdük çaldığında resmi olarak dünyanın en büyüğü oluyordu.










21 Aralık 2014 Pazar

4 Kupa İle Biten Muhteşem Yıl



2014 yılını bitirmeye yaklaştığımız şu son günlerde en mutlu taraftar kim diye sorsak hepimizden Real Madrid cevabı çıkar eminim.( Kendimin de bir Madridista olarak bu topluluğun içine dahil olduğunu belirtmek isterim.)Real Madrid yıllardan beri süregelen şanssızlığını ve başarısızlıklarını 2014 senesiyle birlikte kırdı ve kupaları toplamaya başladı.

İtalyan teknik adam Carlo Ancelotti'nin göreve gelmesine kulübün içinde ki futbolcular olumlu tepki verse de taraftarların hocaya ilk etap da pek ısındığı söylenemezdi.Hele ki ligin ilk haftalarında zirveden kopması ve Atletico-Barcelona maçlarının kaybedilmesi Ancelotti'nin daha ilk sezondan kovulma ihtimalini akıllara şüphe olarak düşürdü.Ancak 2014 senesi ile birlikte çok şey değişti.Öyle ki yeni yılın ilk maçında başkent ekibi sahasında Celta Vigo'yu 3-0 yenerken lider Barcelona ile arasında ki puan farkı 5'di.Ligde galibiyet serisi yakalayan Real , rakipleri Atletico ve Barca'nın puan kaybetmesiyle birlikte zirveye kadar yükseldi ; sıkışık fikstürde oynanan Kral Kupası maçlarında Osasuna,Espanyol ve Atletico Madrid engellerini aşarak finale çıkan Real Madrid Şampiyonlar Ligi 2.tur maçında da Alman Schalke 04'ü elemişti.Real Madrid 23 Mart da oynanacak El Clasico öncesi liderliği bile almıştı ancak Bernabéu da ezeli rakibine,3 gün sonra da Sevilla'ya mağlup olarak 3.sıraya düşmüştü.Şampiyonlar Ligi'nde ise geçtiğimiz sezondan hezimete uğradığı başka bir Alman temsilcisi Borussia Dortmund ile eşleşen Real Madrid deplasmanda ecel terleri dökmesine rağmen rakibini toplam da 3-2 ile saf dışı bırakarak turu atlayan taraf oluyordu.2 gün sonra yapılan kura çekiminde karşılarına son şampiyon Bayern Munich geliyordu ve belki de dönüm noktası olacak o süreç başlıyordu.Real Madrid'e şans veren insanların sayısı yok denecek kadar azken üstelik herkes Bayern'in İspanyol temsilcisini hezimete uğratacağını düşünmekteydi.Ancak Real Madrid rakibini İspanya da 1-0,deplasmanda ise 4-0 yenerek finale yükseliyordu.12 sene sonra ilk defa finale yükselen Real Madrid yıllardır takıntı haline gelen "La Decima"yı almak için her şeyi hazır hale getirmişti.



Kral Kupası finalinde Barcelona ile karşılaşan Real Madrid Di Maria ve Bale'in golleriyle sahadan 2-1 galip ayrılarak 3 sezon aradan sonra bu kupayı müzesine götürüyordu.Bayern maçından sonra La Liga da yara almaya başlan Real Madrid Valencia-Valladolid ve Celta Vigo maçlarında ki puan kayıplarıyla şampiyonluk ihtimalini kaybediyordu.Artık kulüp de ki herkes Lisbon da oynanacak büyük finale odaklanmıştı,rakip tanıdıktı ; Atletico Madrid.

24 Mayıs günü saatler 21.45'i gösterirken dev maç başladı.Real de Cristiano Ronaldo sakat olmasına rağmen sahadayken ; aynısı rakip Atletico Madrid de Diego Costa için de geçerliydi.Öyle ki Costa daha fazla dayanamayıp maçın başında sakatlanıyor ve sahayı terk ediyordu.İlerleyen dakikalarda Godin'in golüyle öne geçen Atletico Madrid son dakikaya kadar üstünlüğünü koruyor ve tarihinde ilk defa bu kupayı kazanmaya çok yaklaşıyordu.Ancak 92.dakika da Modric'in kullandığı köşe vuruşunda sezonun gizli kahramanı Sergio Ramos kafayı vuruyor ve top ağlara gidiyordu.Uzatmalara giden maçı Bale,Marcelo ve Ronaldo'nun golleriyle 4-1 kazanan Real Madrid 12 sene aradan sonra Şampiyonlar Ligi'ni kazanıyordu.Kötü ve umutsuz başlamış bir sezon için harika bir sezon sonu oluyordu.


Yaz transfer döneminde kadrosunu Dünya Kupası'nın gol kralı James Rodriguez,şampiyon Almanya'dan Toni Kroos,Levante ve Kosta Rika formasıyla harikalar yaratan Keylor Navas ve Javier Hernandez ile güçlendiren Real Madrid kadrosundan Di Maria ve Alonso gibi kilit oyuncularla yolunu ayırıyordu.Bu iki oyuncunun ayrılması çoğu taraftarı sinirlendirmişti ama Ancelotti oyuncuların ayrılığında ki kararların kendilerinde olduğunu kulübün bir suçunun bulunmadığını söylemişti.UEFA Süper Kupası maçında Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla ile karşılaşan Real Madrid Cardiff de rakibini yıldızı Cristiano Ronaldo'nun golleriyle 2-0 yeniyordu ve şampiyon oluyordu.İspanya Süper Kupası'nda ezeli rakip Atletico Madrid ile karşılaşan Real Madrid her iki maçta da kötü bir performans ortaya koyarak kupayı rakibine kaptırıyordu ve hüsrana uğruyordu.Ligde de ardı ardına gelen Real Sociedad ve Atletico Madrid mağlubiyetleri ile zirveden de uzaklaşan Real Madrid de geçtiğimiz sene baş gösteren sorunlar yine ortaya çıkıyordu.Ancak Cristiano Ronaldo'nun üstün formunun yanına James'in takıma gün geçtikçe ısınması ve Isco'nun verdiği katkılar başkent ekibini yeniden zirveye taşıyordu.Şampiyonlar Ligi'nde bulunduğu B Grubu'nu 18 puanla tüm maçları kazanarak lider tamamlayan Real Madrid ligde de 12 maçlık bir galibiyet serisi yakalayarak zirveye yerleşiyordu.Şampiyonlar Ligi'ni kazanmasından ötürü katılmaya hak kazandığı FIFA Kulüpler Dünya Şampiyonası'nda yarı final de CONCACAF şampiyonu Cruz Azul'u 4-0 ile geçen Real Madrid finalde Libertadores şampiyonu San Lorenzo'yu 2-0 yenerek yıl içinde ki 4.kupasını kazanıyordu.



Özetle Real Madrid ve Madridistalar için 2014 yılı harika bir yıl oldu.Takım içerisinde ki sorunların giderilmesi,huzur ortamının yeniden sağlanması ve kupaların da bununla beraber seri şekilde gelmesi gayet olumlu noktalar.Real Madrid'e gönül veren bir taraftar olarak 2015 de de bunun devam etmesini diliyor ve yazımı sonlandırıyorum.


3 Aralık 2014 Çarşamba

Asırlık Çınar | Botafogo


Zamanında kadrosunda Carlos Alberto,Didi,Jairzinho,Garrincha ve Zagallo gibi büyük futbol efsanelerini barındıran ve Brezilya'nın köklü kulüplerinden biri olan Botafogo geçtiğimiz hafta sonu Santos'a boyun eğerek ligden resmen düştü.Son 5 yıllık süreci ele alırsak Botafogo'nun içinden geçtiği durumun senaryosu Oscar da ödül alan filmlerin senaryolarına taş çıkartacak seviyede.Çok değil daha geçtiğimiz sene Doria'lı,Seedorf'lu,Rafael Marques'li,Vitinho'lu kadro ile Brezilya Série A'yı 4.sırada tamamlayan Botafogo başarısının üstüne bir de Carioca 1 Taça Guanabra ve Carioca 1 Taça Rio şampiyonluklarını eklemişti.Teknik direktör Oswaldo de Oliveira yönetiminde göze hoş gelen akıcı bir futbol oynayan Botafogo da bu sezon işler hiç yolunda gitmedi.



2013 sonunda aslında her iki taraf için sürpriz sayılacak bir gelişme yaşandı,teknik adam Oswaldo De Oliveira takımdan ayrıldı.Botafogo yönetimi De Oliveira'nın yerine takımın başına "Brezilya'nın gezgini" diyebileceğimiz Vagner Mancini'yi getirdi.Lig başlamadan sadece 5 gün önce takımın başına geçen Mancini Sao Paulo deplasmanda 3-0 gibi bir skorla hezimete uğradı.Ligin Dünya Kupası dolayısıyla tatile girmesine kadar olan sürede 9 maç yapan Botafogo sadece 2 maç kazanabildi ve üstüne takımın kritik oyuncularından Nicolas Lodeiro'yu Corintihans'a kaptırdı.Ligde ki rakiplerinin yanı sıra en büyük rakibi finansal sıkıntılardı Botafogo'nun.Geçmiş dönemden kalan borçları kapatmak için büyük meblağlara ihtiyaç duyulmaktaydı ve bunu karşılayabilmek için de takımın önemli isimlerinden vazgeçmek şarttı.Dünya Kupası dönüşü lige kötü bir giriş yapan Botafogo ardından gelen Fluminense,Chapecoense ve Santos galibiyetleriyle taraftarlarına nefes aldırtmayı başardı.Takım savunmasının temel direklerinden Doria'nın adının sürekli Avrupa kulüpleriyle anılması Mancini'nin endişelenmesine yol açtı.Takımda Doria gibi kalite bir ismin varlığına rağmen savunma da hala büyük ölçüde sıkıntılar yaşayan Botafogo da beklenen oldu ve yıldız savunma oyuncusu Marseille'ye transfer oldu.


Doria'nın ayrıldığı tarih olan Eylül 1'den itibaren galibiyet sıkıntısına giren Botafogo üst üste 4 maçta kaybetti ardından gelen Cricuma maçında ise berabere kaldı.Şimdi ki tarihe kadar süre gelen 15 hafta da sadece 3 galibiyet ( Goias,Corinthians,Flamengo ) alabildi.Son olarak geçtiğimiz hafta sonu Santos'a Leandro Damiao'nun golleriyle mağlup olan Botafogo uzun süredir taraftarlarının aklında olan korkuyu gerçekleştirdi ve Série B'ye düştü.110 yıllık tarihinde 2.kez bu talihsizliği yaşayan Botafogo taraftarlarının acısını kısmen dindirmek için resmi twitter hesabından şöyle bir açıklama yapıyordu.

" Söylemesi çok kötü ama Botafogo gelecek sezon Série B de oynayacak.Sürecin başından bu yana bir çok problem,hatalar ve yenilgiler oldu.Tüm taraftarlarımızın bizi affetmesini diliyoruz." 

Taraftarların acısı ne derece diner bilinmez ama Botafogo'nun en azından önümüzde ki yıllarda geleceği çok parlak değil,kişisel görüşüme göre son yılların en keyifsiz kalitesiz Brezilya Série A'sında oyun olarak da hiç varlık gösteremeyen Rio ekibi  Série B de neler yapabilecek merak konusu.En son Tulio'nun sezonu gol kralı olarak tamamladığı 1995 de Série A'yı kazanmayı başaran Botafogo görünen o ki bu başarıları daha çok arayacak.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Liga MX Apertura - Play-Off Heyecanı !


Liga MX Apertura da normal sezon geçtiğimiz hafta pazar günü sona ererken normal sezonda bir çok sürpriz izleyenleri şaşırtmaya devam etti.Ligin son şampiyonu Club Leon 10.sırada kalarak play-off vizesi alamazken ; Ronaldinho'yu kadrosuna katarak sükse yapan Queretaro ve Guadalajara potanın dışında kalan diğer takımlar oldu.Normal sezonu lider bitiren takım 31 puanla Club América olurken son sıra da Süper Kupa şampiyonu Morelia kaldı.Gol krallıklarını Mauro Boselli ile Camilo Sanvezzo'nun 12 golle paylaştığı Liga MX Apertura da sezon boyu 4 hat-trick yapıldı. :

Raul Jimenez > Club América'nın Puebla'yı 4-0 yendiği maç.
Dorlan Pabon > Monterrey'in Cruz Azul'u 3-1 yendiği maç.
Matias Alustiza > Pachuca'nın Atlas'ı 3-1 yendiği maç.
Miguel Layun > Club América'nın Santos Laguna'yı 4-1 yendiği maç.

İlk 8 sırada yer alan takımların play-off bileti kazandıkları Liga MX Apertura da eşleşmeleri ele alacağım.

Club América - UNAM


Normal sezonu zirve de tamamlayan Club América play-off biletini son hafta kazanmayı başaran UNAM ile eşleşti.İki takım normal sezonda 31 Ağustos da Azteca da karşılaşırken UNAM maçı Dante Lopez'in attığı golle 1-0 kazanmıştı.Club América ligin Leon'dan sonra en fazla gol atan takımı konumunda bulunurken UNAM'ın ligin en fazla gol yiyen ekiplerinden biri olması serinin gollü geçeceğine en basit kanıt.América ligde ki diğer takımlara nazaran hücum gücü ağır basmasıyla bilinen bir ekipken UNAM'ı da yapı olarak América'ya benzetebiliriz.Özellikle Eduardo Herrera ve Ismael Sosa ikilisi takımın gol yükünü çekerken yaşlı kurt Daniel Luduena'nın da yaptıkları gözden kaçmamalı.İki takımın aralarında yaptığı son 5 maçın 3'nden Club América galip çıkarken ; UNAM ise 2 kez galip geldi.Yapılan son 2 maçta Azteca daydı ve 2 maçta da UNAM kazanan taraf olmayı başardı.Hücum gücü olarak ligde rakibi zor bulunan takımlardan olan América'nın bu zorlu geçecek seriyi kazanacağını düşünmekteyim.

Toluca - Chiapas 


Normal sezonu 29 puanla 4.sırada tamamlayan Toluca ile 28 puanla 5.sırada tamamlayan Chiapas güç seviyesi olarak birbirlerine çok yakın seviye de iki ayrı takımlar.27 Temmuz da Estadio V.M Reyna da kozlarını paylaşan bu iki takımın mücadelesinden galip çıkan taraf ev sahibi Chiapas oldu.Vuoso ve Armenteros'un gollerine son dakikalar da Gabriel Farfan'ın kendi kalesine attığı golle karşılık veren Toluca maçtan mağlubiyetle ayrıldı.Chiapas'ı bu seri de bir adım önde görmekteyim.Ligin en az yenilen ekiplerinden biri olan Chiapas son 5 hafta da aldığı 4 galibiyetle de parmak ısırtıyor.Toluca ise rakibine nazaran ligin son haftalarında düşüşe giren bir form grafiği içerisinde ve bu maça kadar toparlanmaları zor gözüküyor.İki ekibin arasında yapılan son 10 karşılaşma da 5 Toluca,2 Chiapas ve 3 beraberlik çıktı.Sonuç olarak bu eşleşme de Chiapas'ı bir adım önde görmekteyim ve turu Emiliano Armenteros farkıyla geçeceklerini düşünüyorum.

UANL - Pachuca


İşte harika bir eşleşme ! 31 puanla ligi 2.bitiren UANL ile 25 puanla play-off biletini 7.sıradan kapan Pachuca'nın eşleşmesi play-off'un bu turunun en heyecan çekici eşleşmesi olarak duruyor.Ligde en son mağlubiyet gördüğü tarih olan 31 Ağustos'dan beri maç kaybetmeyen UANL bunun yanında sağlam savunması ile dikkat çekiyor.Play-off'a kalan takımlar arasında yediği 17 golle en az gol yiyen takım unvanına sahip olan UANL rakip filelere 25 gol yolladı.Tam bir genç oyuncu üretme fabrikası olan Pachuca ise son hafta Veracruz'u mağlup ederek play-off'a katılmayı garantiledi.Arjantin'li Ariel Nahuelpan'ın gol yükünü çektiği Pachuca 17 maçta 20 gol atmayı başardı ve 18 gol yedi.Bu iki ekibin 28 Eylül de ki yaptığı karşılaşmadan galip çıkan taraf UANL Tigres olurken mücadele 3-2 sona ermişti.Serinin sıkı ve kapalı 2 maçtan oluşacağını düşünüyorum,iç sahada ki güçlü form grafiği ile UANL'ı bir adım önde görüyor ve yarı finale yükseleceklerini düşünüyorum.

Atlas - Monterrey 


31 puanla ligi 3.sırada tamamlayan Atlas ile 27 puanla 6.sıradan play-off vizesi alan Monterrey'in karşılaşması ilgi çekici türden.Atlas bilindiği üzere lige dolu dizgin başlamış ilerliyorken 28 Eylül de yapılan maçta Monterrey'den sert bir tokat yiyerek kendine gelmişti.O maçı 2-1 kazanan Monterrey daha sonra Leon'u yendi ve ardından uzun bir süre maç kazanamadı ! İki takımın aralarında yaptığı son 10 maçın 4'ünü Atlas ; 4'ünü Monterrey kazanırken 2 karşılaşma da berabere tamamlandı.Atlas şüphesiz bu seriden galip ayrılmak için tecrübeli oyuncusu Rodrigo Millar'ın zinde kalmasını isteyecek.Monterrey'in ise şüphesiz en büyük kozu gol krallığını son hafta kaçıran Dorlan Pabon.Normal sezonda 11 gol atan Pabon gol krallığını son hafta kaçırmıştı.Serinin sonucunu Pabon'un iyi performansının belirleyeceğini düşünürken form grafiğinden ötürü Atlas'ı bir adım önde görüyorum.




8 Kasım 2014 Cumartesi

Ángel Di María | Dağların Arasından Doğan Güneş



Kraliçe arı ruhuyla çalışıp işçi arı gibi hareket eden futbolculara hayatımız boyunca hepimiz tanıklık etmişizdir,spot ışıkları onların üstünde olmaz.Kritik bir maçtan sonra basın mensupları tarafından soru yağmuruna tutulmazlar belki ama saha da en çok mücadeleyi verip en çok çabayı sarf eden de hep onlar olur.Bu futbolcuların son halkası da 2014 yılı kendisi için rüya gibi geçen Ángel Di María nam-ı diğer El Fideo..




Sıcak bir yaz akşamı adımını attığı Santiago Bernabéu stadyumundan dünyanın en konuşulan futbolcularından biri olarak çıkması kendisi başta olmak üzere hiç kimsenin aklına gelmezdi şüphesiz.Di Maria son derece mütevazı bir şekilde yetiştirilmiş,küçüklüğünde nispeten sağlık sorunlarıyla uğraşmış bir insan olarak hayatta her şeyin değerini iyi kavrayanlardan biri oldu.22 numaralı formayı sırtına geçirdiği Real Madrid de toplam 191 maça çıkmayı başaran El Fideo kulüp tarihinin en özel günlerinde başrol oyuncularından biri oldu.

2014 yılı onun için hiçte iyi başlamadı aslında,devre arası transfer dönemi girdiğinde Angel'in Madrid ekibinden ayrılma haberleri kulisler de dolaşıyordu.Öyle ki Celta Vigo ile oynanan yeni yılın ilk maçında teknik direktör Carlo Ancelotti'nin onu oyundan alması üzerine tepkisini malum yerini tutarak gösteren Di Maria taraftarlardan da eş zamanlı olarak büyük bir tepki almıştı.Real Madrid taraftarı bu tarz tepkilere alışkın değildi,Florentino Perez hiç değildi ! Bu hareket üzerine Di Maria'nın takımdan ayrılma iddiaları iyice artarken İtalyan teknik adam her toplantı da oyuncusunu satmayacağını söyleyerek Di Maria'nın takımda kilit rolde ki isimlerden biri olduğunu belirtiyordu.Ancelotti'nin 4-3-3'ünde köprü görevi gören Di Maria bu performansı ve yeni mevkisi sayesinde Arjantin Milli Takımı ile de seviye atlamıştı,bir çokları Ocak ayından Di Maria'nın performansını net gösterebildiği Arjantin'in Dünya Kupası'nda neler yapabileceğini konuşuyordu.

Celta maçında ki yaşanan olaylardan sonra taraftarın tepkisini gösterdiği performansla dindirmeyi başaran Di Maria ; özellikle takımın süper starı Cristiano Ronaldo'nun kırmızı kart cezası kapsamında ki süre zarfında takımı ayakta tutmasıyla taraftarları mest etti.Arjantinli oyuncu git gide seviye atlayan performansını 23 Mart da oynanan El Clasico da en üst seviyeye taşısa da takımının yenilmesine engel olamıyordu.Ancak bu kadar kötü başlayan bir yeni yıl için ilk çeyrek tamamlandığında her şey çoktan yoluna girmişti ! 



Mestalla da oynanacak İspanya Kral Kupası finalinde rakip tıpkı 3 sene öncesinde olduğu gibi ezeli rakip Barcelona'ydı.Di Maria 3 sene önce yine bu statta oynanan maçın uzatma dakikalarında Portekizli Cristiano Ronaldo'ya harika bir asist yapmış ve maçı da bir kırmızı kartla tamamlamıştı.2014 de ki finalde Cristiano sakatlığı sebebiyle sahada yer alamayacaktı ve gözler Madrid temsilcisinde direkt olarak Di Maria ve Gareth Bale'e çevrilmişti.Son derece stres altında oynanan maç 2-1 Real Madrid üstünlüğüyle son bulurken Arjantinli Di Maria maçın açılış golünü kaydetmişti,başrol de olamamıştı zira Galli Bale harika bir gol atarak kupayı Madrid'e getiren isim olmuştu ! 

Di Maria ailesi için de işler yoluna girmişti,kızları Mia sağlık sorunlarını atlatmış ve sağlığına kavuşmuşken babası da yeşil sahalarda şanına şan katmaya devam ediyordu.Real Madrid Lisbon da oynanacak Şampiyonlar Ligi finaline Bayern'i ezerek çıkarken Di Maria Atletico Madrid maçı öncesi basının özellikle dikkat çektiği isimlerden biri oluyordu.Stili topla dikine oynayıp arkadaşlarına boş alan açmaya dayanan Di Maria'nın kapalı ve sert oynayan Atletico takımı karşısında kilit rol üstleneceği aşikardı ve öyle de olacaktı.24 Mayıs gecesi oynanan final Real Madrid için hiç de iyi başlamamıştı,90.dakikaya kadar gol atamayan ve üstüne yenik durumda olan Real Madrid için kupa ellerinden kayıp gitmek üzereydi ama imdada Sergio Ramos'un altın kafası yetişmişti.Uzatmalara giden maçta karşısında oynayan Juanfran'ın da fizik olarak düşmesini çok iyi değerlendiren Di Maria 2.golün kıvılcımını ateşleyerek takımına zaferi getiren isimlerden biri oluyordu.Destansı şekilde geçen finali Real Madrid 4-1 kazanırken Di Maria Sir Alex Ferguson tarafından maçın adamı ödülüne layık görülüyordu ! Angel artık kendini ülkesiyle birlikte Dünya Kupası'na adamak zorundaydı ve yaklaşık 1 hafta sonra kampa katılacaktı.



Sabella'nın 23 kişilik aday kadrosuna davet alan Angel Di Maria ; Messi,Aguero,Higuain ve Lavezzi gibi yıldızlarla dolu Arjantin Milli Takımıyla başarıya ulaşmaya hazırdı.Diğer gruplara nazaran kolaya bir grupta yer alan Arjantin kupa serüvenine Bosna Hersek maçıyla başladı,ne Arjantin ne Di Maria bu maçta çok tatmin edici bir oyun sergileyemezken Arjantin maçı 2-1 kazanmayı başardı.Akabinde gelen maçta İran ile karşılaşan Arjantin kaptan Messi'nin son dakika da verdiği hayat öpücüğüyle gruptan çıkmayı garantiliyordu.Nijerya ile oynanan grubun son maçında Arjantin 3-2 ile galibiyete ulaşırken üst turda İsviçre ile eşleşiyordu.Di Maria grup aşamasında Messi'den sonra takımın en efektif oyuncusu olarak dikkat çekmişti,İsviçre ile oynanan 2.tur maçında Di Maria sahada kaleyi en çok yoklayan isim olmuştu,öyle ki 118.dakikaya kadar 10'un üstünde şut atan Di Maria en sonuncusunu gol yapmayı başaracak ve takımını çeyrek finale çıkaracaktı.Çeyrek final de rakip Belçika'ydı.Higuain'in attığı golle maça 1-0 önde başlayan Arjantin de keyifler de yerindeyken Di Maria'nın daha maçın başında sakatlanması yüzleri düşürüyordu.Di Maria'nın saha dışına çıkarken ki yüz ifadesi kötü haberlerin işaretini verirken maç sonu Sabella'dan o beklenen açıklama geliyordu."Angel Dünya Kupası'nın maalesef kapattı." Arjantin için işler bu kadar kritik bir raddeye ulaşmışken takımın en önemli 2 oyuncusundan birinin yokluğu son derece talihsizdi.Arjantin Hollanda'yı da eleyerek finale çıkarken ; finalde Almanya'ya boyun eğiyordu ve dünya 2.si olarak kupayı tamamlıyordu.O maçta forma giyemeyen Di Maria maç sonrası madalya töreninde gözyaşlarıyla ayakta zor durmaya çalışırken Arjantin için Dünya Kupası acı bir son ile kapanıyordu.

Real Madrid başkanı Florentino Perez'den maaşına zam talebi istedi ve bu reddedildi haberiyle uzun süre MARCA'nın ana sayfasından düşmeyen Di Maria'nın adı Paris Saint Germain ile ciddi olarak anılmaya başlamıştı.Ancak Fransız ekibinin Finansal Fair Play kapsamın da ciddi sorunları vardı ve bu transferin gerçekleşmesi imkansız gibi görünüyordu.Ağustos başı Real Madrid kampında görülen Angel Di Maria'nın gitmesini taraftarlar da istemiyordu.Ancak başkan Florentino Perez için taraftarların tepkisi pek önemli değildi,zira kendisi yıllar önce kulübün efsanesi Fernando Hierro'yu kapının önüne koymuştu ! Dünya Kupası'nı gol kralı olarak kapatan James Rodriguez'i kadrosuna katan Real Madrid de Di Maria'nın ayrılmasına kesin gözüyle bakılırken beklenen oluyordu ve Arjantinli yıldız Ağustos ayının son günlerinde kendisini Manchester United'lı yapan imzayı atıyordu.


  £59.7 gibi bir bedele Britanya futbolunun en pahalı ; dünya tarihinin ise en pahalı 5.futbolcusu olarak transfer edilen Angel Di Maria'nın gelişi Manchester United taraftarlarını çok mutlu etmişti.Di Maria Manchester United formasını ilk giydiği Burnley maçında yeteneğinden esintiler sunmayı başarırken ilk golüyle tanışması milli maç arasından sonrasını bulacaktı.Miili maç arasında da küçük çaplı bir masal yazan Di Maria Arjantin ile Almanya'yı karşı karşıya getiren özel bir maçta 1 gol-3 asistle sahanın yıldızı olarak ülkesine zaferi getiriyordu.Old Trafford da çıktığı ilk maç olan QPR maçında frikikten bir gol atan Arjantinli yıldız taraftarların daha ilk maçtan sevgilisi oluyordu.Akabinde takip eden maçlarda sürekli Manchester adına sahanın 1 numaralı aktörü olan Angel Di Maria takım için ne kadar kilit bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyordu.Arjantinli yıldız 2014 yılında yaptıklarının meyvesini FIFA'nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı Ballon d'Or 23 kişilik aday listesinde aldı.Ödülü kazanır mı kazanmaz mı bilinmez ama şu bir kesin ki Di Maria o ödülü kazanmak için gereken her şeyi yaptı .!