21 Mart 2015 Cumartesi

Barcelona - Real Madrid | Görüntülü Analiz


El Clasico. İspanya da ve dünyada çoğu futbolseverin takvimde izlenecek maçlar listesinde işaretlenen ilk maçlardan biridir.Resmi maçlar baz alındığında kozlarını toplam 229 kez paylaşmış olan bu iki takımın 230.karşılaşmalarına Pazar gecesi tanıklık edeceğiz.


Yeni yıla lig lideri Real Madrid'in 4 puan gerisinde giren Barcelona da tek sorun takımın puan olarak geride olması değildi,takımın yıldızı Lionel Messi'nin teknik direktör Luis Enrique ile arasında yaşadığı sorunların gün yüzüne çıkması ve ardından gelen Sociedad mağlubiyeti Katalan ekibini karıştırmaya yetiyordu.Ancak Messi ve arkadaşları gösterilebilecek en iyi reaksiyonu göstererek o tarihten bu yana çıktıkları 18 maçın 17'sini kazandılar ve rakip filelere 59 gol atmayı başardılar.Katalonya da El Clasico öncesi işler yolunda desem yalan söylemiş olmam.


Madrid cephesinde ise büyük bir gerginlik var.Takımın yeni yıla üst üste 22 maç kazanarak girmesine rağmen keskin bir düşüşe geçmesi ve seri mağlubiyetlerin gelmesi gerginliğin en temel sebebi olmuş durumda.Cristiano Ronaldo'nun Altın Top'u aldığından bu yana yaşadığı form düşüklüğü ; Bale'in hala istenileni veremeyişi ve Atletico Madrid'e bir türlü diş geçirilememesi de yan sebepler olarak hafızalarda kalmış vaziyette.Real Madrid Pazar günü ezeli rakibinin karşısına 1 puan geride ve baskının üstünde olan taraf olarak çıkacak.



Taktiksel Analiz

Barcelona

Barcelona takımının en güçlü yönünü sokaktan geçen x bir insana dahi sorsak ağızlardan "top çevirme" lafı dökülecektir.Barcelona yıllardan beri bu stile sadık kalarak oynamayı başarmış bir takım ancak bu sene eskisine oranla biraz daha ötekileşmeye başladılar.Barcelona takım halinde topa sahip olan taraf olsa da eskisine nazaran topun onlarda kalma süresi az ve bu elbette onların isteğinde gerçekleşiyor.

Pres,Pres ve yine Pres

Barcelona ayağında topu fazla tutmasıyla defalarca kez övüldü,ancak bir detayı atlamamakta fayda var.O da topu kaptırdıklarında alınacak en kısa sürede almaya çalışmaları ve bunların çoğunda da başarılı olmaları.Bir örnekle açıklayalım.




Resimlerimiz Barcelona-Villarreal maçından.2.bölgede topla haddinden fazla oynayan Tomas Pina, Iniesta ve Neymar tarafından baskıya uğrayınca topu geriye oynamak zorunda kalıyor.Prese devam eden Luis Suarez ceza sahasına girip Messi'ye topu çıkarıyor ve sonuç tahmin ettiğimiz gibi,tabela değişiyor 1-0.




Yukarıda belirttiğimiz 17 galibiyetin 3'ünü Atletico'ya karşı alan Barcelona'nın bir Atletico zaferinden görüntüler.Defansın uzaklaştırdığı topta Mario Suarez'den önce araya giren Leo Messi topu Suarez'e çıkarıyor,koşu yapan Neymar'ı gören Suarez bekletmeden pasını veriyor ve Brezilya'lı golünü atıyor,1-1.


Messi Faktörü ve Savunma Arkasına Atılan Toplar

Barcelona'nın en büyük gol silahı şüphesiz savunmanın arkasına atılan toplar.Messi,Rakitic,Xavi ve Iniesta gibi çok iyi pasörlere sahip olan Barcelona'nın bu tarz pozisyonlardan attığı goller tartışmaya açık olmayacak kadar sanat eserini andırıyor.Özellikle savunmayı önde kuran takımlara karşı gol yağdırmayı başaran ( Elche-Rayo ) Barcelona savunmayı geride kaleciyle minimum uzaklıkta kuran takımlara karşı ise sıkıntı yaşıyor.




Barcelona bu golleri bu kadar basitmişçesine gösteriyorsa bir numaralı sebebi Lionel Messi.Kral Kupası yarı final rövanş maçında topla buluşan Arjantin'li oyuncu savunma arkasına kaçan Neymar'ı çok iyi görüyor ve Brezilya'lı oyuncu da golünü atıyor.1-0.

Messi'nin hız,teknik gibi özellikler bir yana çok da zeki olduğunu rahatça söyleyebiliriz.Orta sahada topla oynamayı özellikle son yıllarda daha da çok sıklaştıran Arjantin'li oyuncu bu süreçte iyi de bir pasör olduğunu kanıtladı.




Görüntüler Granada maçından.Orta saha da topla buluşan Xavi sağ kanattan koşu yapan Alves'i attığı uzun topla buluşturuyor,içeriye güzel top kesen Alves'in ortasını tamamlayan Messi oluyor ve Barcelona farkı 4'e çıkarıyor.


Duran Top Zaafiyeti

Aslında iki takımın da en büyük zaafiyeti duran toplar,o açıdan da ilginç bir karşılaşmaya tanıklık edeceğiz.Barcelona kısmında olduğumuz için  Barcelona'yı inceliyoruz.

Boy ortalaması baz alındığında Avrupa'nın kısa takımlarından biri olan Barcelona'nın duran top savunmasının çok iyi olmasını beklemek biraz hayalperestlik olacaktır ama yapılan bazı hatalarda bu seviyede "olmaz" dedirtiyor.



Rakip tanıdık gelmiş olmalı.Pazar gecesi karşılarında olacak olan Real Madrid.





Bu seviye de bir takımın şiddetle yememesi gereken bir gol,rakip yine tanıdık.Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde karşılaşacakları Paris Saint Germain.

Barcelona'nın duran toplarda ki adam paylaşımında ki hatalı seçimleri ve kötü bir çizgi savunma yapmaları başlarına yeterince bela açmış durumda.


Real Madrid

Real Madrid'in en büyük gol silahının kontra ataklar olduğunu söyleyebilirim.Kontra oynayan takımlara olan algı Real de karşımıza çıkmıyor onu da ekleyelim,klasik algı maç boyu savunma da bekleyip 2-3 kontra ile gol denemesi yapmaktır ama Real Madrid de durum böyle değil.Elbette Real'in çokça gol silahı var ama bunlardan en iyi uygulamaya geçirdikleri kontralar.


Durdurulmaz Kontra Ataklar






Yukarıda görsellerle anlattığım olayın gerçekleşme süresi toplam 16 saniye.Real Madrid bunu çok basitmiş gibi bizlere gösterse de yapılması bir o kadar da zor.Ufak da bir not bırakayım,orta alanda topla buluşan James hiç bekletmeden topu Ronaldo'ya atıyor.İlk çıktığı Sevilla maçında topu ayağında fazla tuttuğu için eleştiri alan Kolombiya'lı bu sorunu aşmıştı ve Real'in kontra atakları onunla başka seviyeye çıkmıştı.Sakatlığı sebebiyle dev maçta forma giyemeyecek olan Kolombiya'lı Pazar gecesi en çok aranan isim olacak.






Real Madrid bu pozisyonda ise başka bir seviyeye çıkmış durumda.Topun savunmadan çıkıp rakip ağlarda bittiği süre arasında 10 saniyelik bir dilim var.İlk golü hazırlayan Ronaldo'nun bu golde neden dünyanın en iyilerinden biri olduğunu bir kez daha anlıyoruz.


Hızlı Paslaşmalar

Kadrosunda Kroos,Modric,Isco ve James Rodriguez gibi pasör özelliği fazla gelişmiş dört oyuncu bulunan Real Madrid de hızlı paslaşmalar sonucu kaleye gitmek normal geliyor.Önde basan ve pres yapan takımlara karşı gününde bir Real Madrid bol pozisyon bulurken örneklerle anlatıma geçiyorum.







Kusursuz bir atak.Başrol de yine James Rodriguez ve Luka Modric var.Real Madrid James'i bu maçta çok arayacak derken kast ettiğim şey de buydu aslında,topla buluşmadan topla buluşacağı anın sonrasını düşünen bir oyuncu olan James Rodriguez bu atakta da başrol de,Carvajal son vuruş da çerçeveyi bulamasa da harika bir atak olduğu gerçeği değişmiyor.



Duran Toplar

Real Madrid'in burada hem zayıf hem de güçlü yönünü ele alacağım,hücum da oldukça etkili olan Los Blancos savunma da ise tıpkı rakibi Barcelona gibi saç baş yoldurtuyor.

Hücum



Hafızalarda tazeliğini koruyan Real-Atletico maçlarından biri daha.Ronaldo'nun ceza alanı içerisinde gezginliğinden dolayı arkadaşlarına boş alan açması Real'in duran toplarda ki en büyük avantajı.Pozisyonun devamında Sergio Ramos topu ağlara yolluyor.


Duran Top ve Yan Top Savunmasında ki Zaafiyet




Rakip yine Atletico Madrid,Real Madrid'in sayısız duran top savunmasında ki hatalarından biri daha.



Görüntüler bardağı taşıran son damla olan Athletic Bilbao-Real Madrid maçından.Aduriz'in savunma arkası koşusunda uyuyan Real Madrid savunması çok önemli bir 3 puanın gitmesine sebep oluyor.



Nasıl Bir Maç Olur ? 

İlk önce 2 takım adına çıkması muhtemel 11'leri paylaşayım.

Barcelona ; Bravo; Alves, Pique, Mathieu, Alba ; Mascherano, Rakitic, Iniesta ; Messi, Suarez, Neymar

Real Madrid ; Casillas; Carvajal, Pepe, Ramos, Marcelo; Kroos, Modric, Isco; Ronaldo, Bale, Benzema


Her El Clasico da olduğu gibi temponun bir an bile düşmediği bir maç bekliyorum,şampiyonluk yarışında geride ve baskıda olan taraf Real Madrid olduğu için maça olabildiğince hızlı başlayacaktır.Bu maçta ki en büyük rolün Kroos ve Modric ikilisine düştüğünü belirteyim onlar için.Messi'nin orta saha yakınlarında topla oynama süresini yapacakları prese olabildiğince aza indirmek zorundular.Madrid de takımın başında olan isim Ancelotti değilde Mourinho olsa bu maçta Pepe'yi orta sahaya çekme gibi bir çakallık yapardı eminim :) Real Madrid'in bu maçta James'i çok arayacağını düşünüyorum.Çıkacağı kontralar da hata yapma lüksü olmayan Real Madrid'in topu 2.bölgeden 3.bölgeye taşıma hızı maksimum seviye de olmalı.Isco son zamanlarda Real'in en iyi ismi olsa da bu işte James kadar meziyetli değil.

Barcelona da ise en kilit rol Arjantinlilere düşüyor.Mascherano'nun orta sahada Isco'nın topla etkileşimini minimuma indirmesi ve Rakitic ile Iniesta'yı pozisyonlara bir an önce sokması hayati önem taşıyor.Özellikle son 1 aylık süreçte inanılması güç bir oyuncuya dönüşen Lionel Messi'nin ise topla yapacakları çok önemli.Real Madrid'in yan top zaafiyetinden bahsetmiştim,her ne kadar Pepe-Ramos ikilisi Pepe-Varane ikilisine göre daha uyumlu bir ikili olsalar da bu iki oyuncunun olduğu maçlarda da bolca hata yaptılar.Son zamanlarda form düşüklüğü yaşayan Neymar'ın da yeniden kendini göstermesi için önemli bir maç.

Maç tahminime gelirsek gönlümden geçen ve umduğum renklerine gönül verdiğim takım Real Madrid'in kazanması ama Barcelona'nın sahadan 2-0 galip ayrılacağını düşünüyorum.

15 Mart 2015 Pazar

Liga MX Clausura | Notlar



Şu ana kadar Club Tijuana'nın damgasını vurduğu bir lig oluyor desek yalan söylemiş olmam Clausura için. 10 hafta geride kalırken 7 galibiyet,2 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile oynayan Los Xolos attığı 21 golle de ligin en golcü takımı konumunda.Yazımıza ligin lideri ile giriş yaptığımıza göre notlarımıza da aynı takımla devam edelim.

Apertura ve Clausura Arasında Neler Değişti

Bildiğiniz gibi 30 Ağustos da Apertura devam ederken teknik direktör Cesar Farias'ın görevine son veren Tijuana yönetimi bu ağır göreve çılgın santrofor Daniel Guzman'ı getirme kararı almıştı.Sezonu play-off potasında tamamlayamasa da ligin en zor yenilen takımlarından biri olan Tijuana 17 maçta 4 mağlubiyet alarak bununda sinyallerini bir bakıma vermişti.Şimdi oynadıkları ofansife yatkın futbolun aksine Apertura da daha dengeli ve kontrollü bir oyun sergileyen Tijuana takımında Daniel Guzman felsefesini oturttukça takımda buna pozitif tepki verdi ve ligin zirvesine tırmandılar.Bir süredir farklı kulüplerde kirada kesen Dayro Moreno ve Avrupa futbolundan da aşina olduğumuz Juan Arango takımın hem oyun anlamında yükünü hemde skor anlamında yükünü üstlenince Tijuana'nın zirveye çıkması daha kolay oldu.

Yinede takımın özellikle bir transferle birlikte dahada toplandığını söylemek mümkün.Arjantin şampiyonu Racing Club'dan alınan Gabriel Hauche Tijuana da son derece kilit bir rol üstleniyor,şu ana kadar ligde çıktığı 10 maçta 5 gol atan Hauche yeni kulübü için harika bir başlangıç yaparken taraftarlara da ismini sayıklattırmayı kısa sürede başardı.


Tijuana hakkında gelecekle ilgili aklımda kalan tek soru var ve kendimce cevaplamaya çalışacağım.Elbette zirvede olmalarının sebebinin yanında iyi bir takım olmaları da etken ancak 3 kilit bireysel oyuncusu onlar için daha büyük önem arz ediyor.Moreno-Hauche ve Arango üçlüsünden en az ikisinin sahada olmadığı maçlarda Tijuana nasıl bir varlık gösterecek kafamı kurcalayan sebeplerden.Futbolda varsayımlara dayalı konuşmak yanıltıcı olacaktır şüphesiz ama bundan dolayı Tijuana'yı şampiyonluğun 1.favorisi olarak görmüyorum.


America Beklenenin Altında mı Kaldı ? 

Sorunun cevabını hemen başında vereyim,evet.America benim için beklentilerin bir hayli altında kaldı.Apertura'yı kazandıktan sonra ligin en iyi hücum futbolu oynatan hocalarından Gustavo Matosas'ı takımın başına getiren yönetim bunun yanında Darwin Quintero,Dario Benedetto transferleriyle şov yapmayı başardı.Geride kalan 10 haftada benim gibi çoğu futbolseveri de sadece 5-0'lık Chiapas maçında tatmin etmeyi başaran Las Aguilas diğer maçlarında beklenenin aksine pozisyona dahi girmekte zorlandı.Yinede ligin 3.sırasında yer alan America şampiyonluğun en büyük adaylarından biri desem yalan söylemiş olmam.


Son haftalarda kazanmayı da unutan Club America dün akşam büyük bir baskıyla Azteca da Santos Laguna önüne çıktı,Arroyo'nun maçın bitimine 20 dakika kala attığı golle rakibin deviren America da işler skor anlamında olumlu gözükse de oyun anlamında iç açıcı değildi.Haftaya ki Veracruz deplasmanı da Matosas'ın geleceği için belirleyici olacak.Astronomik bir bedel karşılığında takıma transfer olan Quintero'nun performansı beklenenin çok altında kalması da bu başarısız performansın sebeplerinden biri oldu.



Clausura da zirvenin kilit takımlarında dikkat çeken gelişmeleri böyle sıralayabiliriz.Apertura da rezil bir performansa imza atan Veracruz'un harika savunma kurgusuyla ligin üst sıralarına tırmanması hikayesi de sinemaya aktarılsa fazlasıyla ilgi çekici olacaktır.Ve yine ligin en köklü takımlarından Guadalajara'nın baş üstü performansını da bunun yanına iliştirebiliriz.

Play-off tablosu için şuan ilk 8 sırada bulunan takımlardan şansını en az gördüğüm sert bir düşüşe geçen Cruz Azul ve bir türlü beğenemediğim Puebla.Play-off tablosunun hemen dibinde biten ve çıkışa geçen Leones Negros beni cezbeden takımlardan.Toluca'nın da ligi ilk 8 içerisinde bitireceğine inancım tam.


7 Mart 2015 Cumartesi

Real Madrid'in Modern Tarih de ki 5 Underrated Oyuncusu



" Underrated kelime anlamı olarak hak ettiği değerin altındakini görmektir." 


Bugün Avrupa Şampiyonu Real Madrid'in 113.doğum günü,şu ana kadar topladıkları kupalarla İspanya'nın merkezindeler.

Kimsenin de şüphe duymadığı gibi dünyanın en çekici kulübü olan onları diğerlerinden öne çıkaran temel kazandıkları ve aslada yavaşlayacak gibi durmuyorlar.

Los Blancos geçtiğimiz sezon tüm dünyanında ilgiyle takip ettiği platformda 10.Avrupa Kupası kazandı.Bu kupa aynı zamanda kulüpte birçok yıllardır sorun oluşturan "La Decima"ydı.


Ve şimdi,gezegende ki her FIFA oyuncusu için yeni bir Galacticos dönemi başlamıştır.Dünya üzerindeki her futbol menajeri bu takımı gıpta ile takip etmektedir.

3 Ballon d'Or kazananı Cristiano Ronaldo,2014 Dünya Kupası'nın en iyi oyuncusu James Rodriguez ve dünyanın en pahalı futbolcusu Gareth Bale ile daha büyük şeyler için zamana ihtiyaç duyuyorlar.

Onlardan önce ise Zizou,Becks ve orijinal Ronaldo yer alıyordu.Onlardan sonrada şüphesiz yetenek dolu takıma sahip olacaklar ve bu dalga devam edecek.

Ama her ne kadar böyle oyuncular çok çekici olsa da bazıları ise bu oyuncuların parlaklığı altında gölgede kaldılar.



Oldukça çağa uygun,modern ve harika yeteneğe sahip futbolcular ne yazık ki istenilen değeri göremeyip karanlık altında kalmışlardır.

Bernabéu da beğeni ile takip edilirler ama hak ettikleri değeri göremezler.Burada Real Madrid'in 5 underrated yıldızı yer almaktadır.

Claude Makelele

' Ama herkes bilir ki Makelele dünyanın en iyi defansif orta saha oyuncularından biridir." Bunu dediğinizi duyuyorum.

Tabi,geriye dönüp baktığımız zaman bu mevkide oynayan bir oyuncunun büyük takımda çok büyük önem arz ettiği söylenebilir ama o dönem öyle değildi.

Makelele tek başına savunma ve orta saha arasında ki köprüyü kurarak ve aynı zamanda topu da sanat yaparmışçasına güzel bir şekilde kullanan defansif orta saha mevkisini yeniden tanımlayan bir oyuncuydu.



Ona hak ettiği değeri gösteren Jose Mourinho Chelsea ilk Premier Lig şampiyonluğunu kazanırken insanlar onun nasıl bir oyuncu olduğunu daha iyi kavrıyordu. 

Real Madrid başkanı Florentino Perez onun durumunu şöyle açıklıyordu ( gönderilme sebebidir) : " Makelele'yi kaçırmayacağız.
Onun tekniği iyi,topu almak için hızını da iyi kullanıyor.Topu dağıtırken becerisini de kullanıyor ve %90 gibi bir isabeti var.

Yine de topa kafasıyla vurabilen bir oyuncu değildi ve topu 3 metreden daha ileriye taşıyabildiğini göremezsiniz.Gelecek genç oyuncular Makelele'nin unutulmasına sebep olacak."

Fernando Morientes

Morientes İngiliz tipi bir oyuncu olacak derken çok daha fazlası oldu.Hava hakimiyeti iyi , içgüdüsel ve güçlü bir oyuncuydu.Beyaz formayla 182 lig maçında 72 gol atmasına rağmen €10 milyon dan az bir paraya üstelik sadece sekiz gol attığı Liverpool'a satıldı.


Ronaldo ve Raul onun önündeyken , Madrid de tutunması herhangi bir dönemde dahi çok zor olacaktı ama yinede attığı gollerle unutulmaması gereken bir oyuncu olduğunu ispatladı.70'den fazla lig golüne imza atan ve bunu dünyanın en büyük kulübünde yapan oyuncu her zaman saygıyla hatırlanacak.

Isco

Onun Real Madrid kariyeri böylesine iyi ilerlerken ,hala Carlo Ancelotti'nin takımında kendine ilk sıralardan yer bulamaması büyük bir skandal.Ama aynı zamanda tamamen anlaşılabilir.

Bulunduğun bölge gereği Toni Kroos, Luka Modric ve James Rodriguez gibi oyuncularla mücadele ediyorsan sadece bir hata hakkın vardır ve olabildiğince az maç kaçırmalısındır.Isco'yu herhangi bir Premier Lig takımında her hafta 11 de görebilmeye ve üstelik o kulübün efsanesi olmaya tanıklık edebilirdik. 





İlk dokunuşu Tanrısal olan ve saha içinde attığı pasları o an izleyen kişilerin dahi bile düşünemediği şekilde kusursuz gerçekleştiren Isco ; yine de Real Madrid denildiğinde gözden kaçan isimlerden biri olmaya devam ediyor.

22 yaşındaki oyuncu Malaga'da 70'den az maçta forma giymesine karşın 14 lig golüne imza atarken takımında biraz daha uzun kalması işleri şuan dengeleyebilirdi.Yine de onun Real Madrid forması altından oldukça parlak bir geleceği var.


Michael Owen 

Bazı garip sebeplerden dolayı,insanlar Michael Owen'ı Real Madrid'in en kötü transferlerinden biri olarak görür.Liverpool da ki başarısının ardından eski İngiliz milli oyuncu Los Blancos da hak ettiği kadar forma şansı alamadı.Ama bütün bunlara rağmen 36 lig maçında 13 gol atmayı başardı ve bunları yedekten gelerek yaptı.

Aslında yedek kulübesinde uzun zaman geçirmesi işine de yaradı,2004-2005 sezonunda dakika başı gol ortalamasını İspanya da en iyi tutturan oyuncu oldu.

Real Madrid Owen'ın yerini 2005 yılında Robinho ve Julio Baptista ile doldururken ikisi birlikte Owen'dan az gol ortalaması yakalayabilmişti.Anlaşılacağı üzere böylesine bir oyuncunun Avrupa Şampiyonu bir takımda az forma şansı alması kabul edilemezdi.

Eğer ki Owen'a bir kez daha güvenilip daha fazla şans verilse ve oyuncu sakatlığa yakalanmasa Bernabeu da harika işlere imza atabilirdi.



Karim Benzema

Hepimiz Benzema'nın asrın en iyi forvetlerinden biri olduğunu konuşuyoruz.Fransız milli oyuncu Real Madrid ile çıktığı 272 maçında 130 gol attı ve bunun yanında onlarca da asist yaptı.Ama buna rağmen Los Blancos hayranları onu hala takımın en iyi oyuncularından biri olarak görmüyor.

130 golü aşmak için bu kulüpte 6 sezon geçiren ve mevkisini efsane Raul'den alarak büyük sorumluluk içine giren Benzema görevini tamamlamış durumda.

İnsanlar Raul'un Real Madrid'in tarihinde ki en iyi forvetlerden biri olduğunu söylüyor - İspanyol olmasınında büyük etkeni var.- Benzema'nın da böylesine bir sevgi ve saygı görmesi güzel olurdu.Tekniği ve yeteneği çok üst düzey olan ve takım oyunu fazlasıyla gelişmiş bir oyuncu olan Benzema'yı diğerlerinden ayıran bu.






Ek olarak , eski Lyon'lu 53 Avrupa maçında 30 fantastik gol kaydetti.O yine kulüpte herkesin hayali olan La Decima zaferinin en güçlü parçalarından biriydi.Benzema harika bir golcü ve çok iyi 9 numara.Belki de sadece Madrid'den ayrıldığı zaman taraftarlar tarafından hak ettiği değeri görecek. - diğerleri gibi.- 

Belki de Ronaldo ile iletişimi ve yardımlaşması bu kadar üst düzey olmasa , Portekizli böylesine muazzam rakamlara ulaşamayacaktı.


Not : Çeviri yazısıdır.



11 Şubat 2015 Çarşamba

U-20 Sudamericano Değerlendirme


Uruguay'ın ev sahipliğinde düzenlenen geleceğin yıldızlarını bizi daha önceden tanıma fırsatı veren Sudamericano 7 Şubat günü yapılan maçlar sonucunda Arjantin'in şampiyonluğuyla sona erdi.Turnuva öncesi değerlendirme yazımda kadro kalitesi bakımından Brezilya ve Arjantin'in diğer takımlara oranla 1 adım daha önde olduğunu söylemiştim,1 adım önde olmalarının sebebi ise bu takımların kadro kalitesiydi.Lakin bu iki takımdan biride (Arjantin) kupayı kazanmayı başardı.

Kadro kalitesi ve takım oyunu olarak ikiye ayırırsak elbette ki arada ki farkta kapanıyordu.Kadro kalitesi Brezilya ve Arjantin'le zor kapışacak olan Uruguay taraftarı önünde oynadığı kusursuz takım oyunuyla taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurmayı başarıyordu.Kolombiya da Uruguay kadar efektif ve baskın oynayamasa da dikkat çekmeyi başaran takımlardan biri oldu.Brezilya'nın bu turnuva da hayal kırıklığı yaratmasının sebebinin teknik direktör Gallo olduğunu düşünüyorum.Elinde Gabriel,Kenedy ve Thalles gibi üstün yetenekli oyuncuları bulunmasına rağmen hemen her maç Yuri Mamute de ısrar eden Gallo tabir-i caizse kendi topuğuna sıktı. Şimdi bu yazı devamında turnuvada gözüme çarpan bazı oyuncuları yazmak istiyorum.


Angel Correa : Aslına bakarsanız Correa için bu turnuvada göze çarptı veya dikkat çekti gibi cümleler kurmak fazlasıyla yanlış.Kendisi zaten San Lorenzo formasıyla son birkaç yıldır güzel işlere imza atmakta ve çoğu futbolseverin de dikkatini toplamayı başarmıştı.Yine de bir kaç özelliğinden bahsedecek olursak Correa'nın top tekniği harika,ayağının dışını da içi kadar iyi kullanan Correa'nın diğer bir sivrilen özelliği ise dribblingi.İyi adam eksilten ve arkadaşlarına alan açan Correa'nın oyun görüşü de çok iyi,bu özellikleri taşıyan çoğu oyuncu gibi bitiriciliği A seviye olmayan Correa'nın Atletico Madrid gibi bir takımda forma giydiğini hesaba katarsak bu açığını çok çabuk kapatacağını düşünüyorum.

Emanuel Mammana : Arjantin'in bu turnuvada Correa,Martinez,Espinoza,Simeone ve Rolon gibi üst düzey hücum oyuncuları vardı,hepsini keyifle izlerken arkayı da toplayan çok önemli bir isme dikkat çekmek gerek.River forması giyen Mammana kusursuz bir turnuva geçirdi,baskı anında çok ani ve doğru karar veren ve hızlanması da aynı oranda iyi olan Mammana'nın oyunu kuruşu da saf kalite.Mammana ilerleyen yıllarda dünyanın en iyi stoperlerinden biri olabilir,en iyi 5 arasına kesin gireceğini düşünüyorum.

Augusto Batalla : Yine River Plate çıkışlı bir oyuncu daha,final grubunda sadece 2 gol yiyen Arjantin'in takım savunması iyi olsa da Batalla'nın kalede yaptıkları da azımsanamayacak kadar iyiydi.Çizgide iyi yer tutan ve refleksleri gayet iyi olan Batalla'nın adı turnuva esnasında Real Madrid ile anılmaya başlamıştı.Transferin bitmesi durumunda kariyeri de epey bir rahatlayacak Batalla'nın.Dünya futbolunda isim yapmak için fazlasıyla iyi bir kaleci ve Batalla'nın beklentimi boşa çıkarmayacağına inanıyorum.



Gaston Pereiro : Yukarıda da not ettim,Uruguay turnuvada kusursuz takım oyunu oynadı.Takımın en önemli dişlisi ise şüphesiz Gaston Pereiro'ydu.Nacional forması giyen Pereiro turnuvayı 5 golle kapatırken takımın beyni rolünü üstlendi.Oyun görüşü,top kontrolü ve adam eksiltme yetenekleri üst seviye de olan Pereiro'nun turnuvada ki 5 golüne rağmen yine de bitiricilik sorunu var.Boyunun uzunluğuna nazaran zayıf olması da diğer eksik bir özelliği,ancak Pereiro'nun bunları çok kolay aşacağını düşünüyorum.Doğru kariyer yolu izlediği sürece dünyanın en iyilerinden biri olabilir.

Mauricio Lemos : Defensor Sporting takımında görev yapan Lemos'un Uruguay takımındaki önemi sonradan sonraya fark edildi bana göre,turnuva başlarında Lemos takımdayken çokta dikkat çekmeyen bir oyuncuydu.Ancak Kolombiya-Arjantin maçlarında takımını yalnız bırakan oyuncunun yokluğunda tökezleyen Uruguay savunması sonucunda herkesin aklına Lemos'un gelmesine sebep oldu.Topla birlikte ileri çıkışları ve hava toplarında ki hakimiyeti üst düzey olan Lemos turnuvada en beğendiğim stoperlerden biri oldu.Kendisini Avrupa'nın önde gelen takımlarından göreceğimizi düşünüyorum.

Mauro Arambarri : Tıpkı Lemos gibi Defensor Sporting de forma giyen Arambarri turnuvanın en büyük kazanımlarından biri oldu.Arambarri'yi sahada izlerken en büyük artılarından birinin deli gibi pres yapıp top kapması olduğunu görebiliyorsunuz.Halk arasında 'ciğersiz' diye tabir ettiğimiz oyuncular kategorisine giriyor Arambarri.İyi de bir pasör olan Arambarri'nin göze çarpan en büyük defosu ise fizik kondisyonu.Çoğu maçın 60 ile 70.dakikaları arası oyundan düşen Arambarri güçlenmesi halinde bu sorununda aşacaktır.Yukarıda da belirttiğim gibi hem pres yapıp,top çalıp + oyunu açan oyuncu Avrupa futbolunda altın değeri görüyor.Arambarri'nin üst düzey takımlara gideceğine dair inancım tam.

Facundo Castro : Hangi takımda forma giydiği veya birkaç bilgi dışında söylemek istediğim çok önemli bir şey var.Castro kendi yaş grubunun en iyi orta açan oyuncusu.İnanılmaz bir top hakimiyeti olan Castro'nun açtığı her ortanın ekran başında izlerken 'şuraya gitmesi gerekir' dediğimiz yere de gitmesi ayrı bir keyif verici.Diğer önemli artısı ise dribblingi,rahat adam eksilten Castro turnuvada fazlasıyla öne çıktı.Bitiriciliği çok iyi diyebileceğimiz seviyede olmayan Castro'nun diğer eksiği de fizik kondisyon.Defensor forması giyen Castro'nun bunları Avrupa'ya gitmeden aşması gerektiğini düşünüyorum,bulunduğu mevki rekabete fazlasıyla açık bir mevki.Real-Barca seviyesi olmasa da onların bir gömlek altı takımlarda göreceğimizi düşünüyorum.


Gerson : Fluminense de forma giyen Gerson takımının aksine olumlu bir turnuva çıkardı.Toplu ve topsuz alanda hızlanması en fazla dikkate çarpan özellik olan Gerson'un dribblingi de çok iyi.Boy-kilo orantısızlığından ötürü Gerson'un eksiği ise fiziksel olarak zayıf kalması.İkili mücadelelerde yerde kalan Gerson şimdilik bu özelliğini muhteşeme yakın olan atletizmi ile kapatıyor.Gerson şimdiden Avrupa'nın önde gelen takımlarını peşine taktı,kendisini A seviye takımlarda rahatlıkla göreceğimizi düşünüyorum.

Thiago Maia : İşte adamım ! Maia turnuvada en çok hayranlıkla izlediğim oyunculardan biri oldu,henüz 17 yaşında olmasına rağmen baskı anında topla birlikte çok sakin ve hızlı karar verebilen ; boyu kısa olmasına rağmen hava toplarında da etkili olan Maia bu turnuvada fazlasıyla da top kesti.Topu önünde ki hücum oyuncularına da en doğru şekilde aktarmayı başaran Maia kusursuz bir oyuncu olmaya yakın.Bu kadar çok övmeme rağmen birkaç eksiğini de belirtmeden geçmek istemiyorum.Maia'nın agresif olması ve gol yollarında fazla etkili olamaması eksik yönleri.Santos forması giyen Maia'nın Avrupa'nın üst düzey takımlarında görev yapacağına inanıyorum.

Thalles : Hem 2014 Dünya Kupası'nı hem de 2015 Sudamericano'yu yakından takip eden futbolseverlerin Thalles hakkında 'Brezilya'nın beklediği o forvet' düşüncesinde olduğunu biliyorum.Vasco da oynayan Thalles gün geçtikçe gelişen ve her an da gelişime açık olan bir oyuncu.Çok da iyi bir takım oyuncusu olan Thalles'in arkadaşlarıyla iletişimi de muazzam.Çok eksik bir özelliği olarak belirtmesem de hava toplarında kendisini biraz daha geliştirmesinin yararına olacağını düşünüyorum.Kısa zamanda A milli formayı kapar.


Alvaro Montero : Kolombiya'nın ilk Uruguay maçını izlediğimde not defterime derhal not aldığım isimlerden biri oldu Montero.Sao Caetano da forma giyen Montero benim için şuanda bile harika bir kaleci ve ilerleyen 3-4 senede dünyanın en iyisi olacağını düşünüyorum.Uzun zamandır refleksleri bu kadar iyi olan bir kaleci görmemiştim,iyide yer tutan Montero kısa sürede Kolombiya A takımına yükselir ve büyük bir takıma transfer olur.

Jeison Angulo : Depertivo Cali de forma giyen Angulo bu turnuvada fazlasıyla dikkat çekmeyi başardı,Brezilya satırlarında Caju'yu yazmamış olmamın sebebi de kendisi.Sol bek hakkımı tek isimden yana kullanmayı seçtim,Angulo'nun en büyük artısı sürati.Atletizmi mükemmel olan Angulo'nun ortaları ise elit seviye sol bekler gibi değil.Tabi kendisinin daha yolun başlarında olduğunu hesaba katarsak geliştireceğine inancım tam,kısa süre içinde A milli formayı kapıp sıçramayı yapmasını bekliyorum.

Luis Orejuela : Tıpkı Angulo gibi Deportivo Cali de görev yapan Orejuela özellikle şuanda yaşanan sağ bek sıkıntısı göz önüne getirilirse Avrupa futbolunda altın diye aranacak bir isim.Ofansif meziyetleri gelişmiş olan Orejuela'nın Angulo'ya göre defansif yetenekleri de daha iyi.Kendisi ciğersiz diye nitelendireceğimiz oyuncu grubu içerisinde,Orejuela'nın turnuva boyunca bir kere de ellerini dizine koyup yere eğilip soluklandığını görmedim desem yeridir.Angulo'ya göre önü daha açık,büyük işler yapacaktır.

Davinson Sanchez : Atletico Nacional de görev yapan Sanchez Mino turnuvanın stoper babaları arasında kendine yer edinmeyi başardı.Partneri Quintero da çok iyi bir oyuncu olsa da ben onu buraya yazmaya daha uygun gördüm,hava toplarındaki becerisi ve top kesmesi en büyük artıları olan Mino'nun izlerken göze çarpan net bir eksiği bulunmuyor.Quintero ile birlikte Kolombiya A takım formasını birlikte uzun yıllar terleteceklerine inanıyorum.

Jarlan Barrera : Atletico Junior da forma giyen Barrera'ya ise maçları izlerken atom karınca lakabını taktım.Bitmek bilmeyen enerjisi ve top hakimiyeti ile beni kendine hayran bırakan Barrera'nın sahada olmadığı maçlarda Kolombiya orta sahasının topu 3.bölgeye taşımakta büyük zorluk çekmeleri onun değerini açıkça ortaya koyuyor.Mevkisine göre fiziği çok iyi olmayan Barrera'nın vücut çalışarak bu açığını kapatacağını düşünüyorum.Şanssızlık yaşamadığı takdirde kısa süre içerisinde büyük takımlara transfer olur.

Jeison Lucumi : América da oynayan Lucumi'yi sahada izlerken en dikkat çeken özelliği atletizmi.Topla birlikte hızlanması fazlasıyla iyi olan Lucumi'nin dribbling yeteneği de oldukça gelişmiş boyutta.Bitiriciliği de fena olmayan Lucumi'nin turnuvada attığı çoğu golden kalite kokuyor.Oyun stilini kanattan buluştuğu topla içe kat edip kaleye şut yollamak olarak tanımlayabileceğimiz Lucumi'nin eksiği ise hava topları ve fiziksel olarak zayıf kalması.Fiziksel olarak zayıf kalmaya devam ederse transfer yapması durumunda Avrupa da fazlasıyla zorlanacaktır.Ancak Lucumi'nin kendini geliştireceğine inanıyorum.


Final grubunda ilk 4 sırada yer alan takımların en beğendiğim oyuncularını yukarıda ki satırlarda böylelikle belirtmiş oldum.Arjantin'den gol kralı olan Simeone'nin ismini yazmamamın tek sebebi ise oyuncuyu beğenmiyor olmam,Kolombiya da buraya ilk yazacağım isimlerden biri ise Quninoes olacaktı ama final aşamasında hiç forma giyemedi o yüzden yazmadım.Şimdi ise diğer takımlardan bir kaç not düşeceğim.


Bolivya : Erick Iragua
Ekvador : Jose Cevallos
Paraguay : Ivan Canete, Jesus Medina, Jeremias Bogado, Sergio Diaz, Walter Gonzalez, Gustavo Viera
Peru : Alexander Succar
Şili : Sebastian Vegas
Venezuela : Yanowski Reyes, Andrés Ponce