27 Ağustos 2015 Perşembe

Real Madrid A Grubu'nda



Yapılan kura çekimiyle birlikte Real Madrid'in 2015-2016 sezonunda Şampiyonlar Ligi Grup Aşaması'nda ki rakipleri belli oldu.UEFA'nın torbalara getirdiği yeni kural gereği kuraya 2.torbadan
katılan Real Madrid ilk torbadan Fransa şampiyonu PSG'yi çekerken ; 3 ve 4.torbalardan sırasıyla Shakhtar Donetsk ve Malmo ile eşleşti.

Bu grubu D grubu ile birlikte ölüm grubu ilan etsem yanılmış sayılmam.PSG'nin gücünü sokaktaki küçük çocuklar bile bilirken ; bir ekol takımı olan Shakhtar ile son yıllarda büyük bir sıçrama gerçekleştiren Malmo hiç şüphesiz grupta şanslarını sonuna kadar zorlayacaklar.Maç günleri geldiğinde daha detaylı bir şekilde bu satırlarda değerlendirmemi yapacak olsam da ilk etapta bu grup bizlere neleri getirecek görelim.

Paris Saint Germain

PSG'li oyuncular bu grupta aslında ufak da bir eve dönüş partisi yaşayacaklar.İsveçli dünya yıldızı Zlatan Ibrahimovic Malmo alt yapısından çıktığı gün ile şuan ki gün arasında inanılmaz bir evrim geçirdi.Değişmeyen tek şey kibri desem yine yanılmış olmam.Transfer olmaması ve PSG de kalması durumunda İsveçli yıldız 25 Kasım günü evine dönecek.Diğer bir eve dönüş ise Angel Di Maria'dan.2013-2014 sezonunu Real Madrid ile muhteşem geçiren ve hak etmediği bir şekilde kulüpten "apar topar" yollanan Di Maria Bernabéu seyircisinin karşısına 3 Kasım günü çıkacak.PSG hali hazırda yukarıda bahsettiğim gibi grupta Real Madrid'in başına en çok bela açacak takım konumunda.Real Madrid'in orta sahasının savunma karnının PSG'ye oranla daha zayıf olduğunu söyleyebilirim,en azından rakip takımda Blaise Matuidi gibi bir ismin varlığı bunu söylemek konusunda beni rahatlatıyor.Yeni teknik direktör Rafael Benitez ile savunma sorunlarını gidermiş gibi gözükse de Fransız temsilcisi Real Madrid'in başına Lucas,Cavani,Ibrahimovic ve Di Maria gibi hücum silahlarıyla bela açabilir.

Shakhtar Donetsk

Gruplara elemelerden gelerek katılmayı başaran Shakhtar Donetsk gündemde daha çok Fred meselesiyle kaldı.Oyuncunun doping testinde başarısız olması ve maçlara çıkıp oynaması ilginç hikayelerden birine sahne oldu.Önce Fenerbahçe'yi sonra da Rapid Wien'i eleyen Ukrayna temsilcisi gruplara kalmayı başardı.Takımdan bir çok oyuncu ayrılsa da -ki kuşkusuz en önemlisi Douglas Costa- Shakhtar halen mevcut gücünü koruyan bir takım.Hücumda ki silahlarıyla iç sahada rakiplerinin başlarına dert açacaklardır.Bu noktada en kritik roller Fred,Bernard ve Alex Teixeria'ya düşüyor.Taison ve Marlos gibi oyuncularında gruptaki altı maç boyunca 'günlerinde' olmaları gerekiyor.Ukrayna'nın içinde bulunduğu savaş Shakhtar'ı olumsuz etkiler mi bunu zaman gösterecek.Maçlarını kendi sahalarında oynayamayan Shakhtar bir bakıma ev sahibi avantajını da yarı yarıya yitirmiş olacak.Grupta ilk 2 için kendilerine çok şans vermiyorum.


Malmo

Malmo bu gruba gelir gelmez Zlatan Ibrahimovic'in neler hissettiğini öğrenmek isterdim açıkçası.Gelecek vaat eden bir oyuncu olarak çıktığı Malmo'ye şimdi dünya yıldızı olarak rakip olacak Zlatan'ın maçlarda nasıl performans göstereceği merak konusu.Konu daha fazla Zlatan'a kaymadan Malmo'nun bu sezon fantastik işler yaparak gruplara kaldığını söyleyeyim.2.ön eleme turundan elemelere katılan Malmo Zalgris'i eleyip 3.turda Salzburg ile eşleşti.Peri masalı bu maçla birlikte başlayacaktı.Avusturya da ki maçı 2-0 yitiren Malmo rövanşta rakibine kurması gereken üstünlük olan 3-0'ı ilk 42 dakikada kuruyordu.Salzburg'u da geçip Play-Off da Celtic'in rakibi olan Malmo ilk maçı yine kaybetmesine rağmen İsveç de gol yemeden kazanıp gruplara kalıyordu.İsim Real Madrid bile olsa Malmo asla ve asla küçümsenmemesi gereken bir ekip.Hücum hattında Markus Rosenberg gibi tecrübeli bir ismi kadrosunda barındıran Malmo'nun Augsburg'dan kiraladığı Nikola Durdic kumarı ilk etapta tuttu.Malmo kariyerine iyi bir başlangıç yapan Durdic kritik maçlarda en iyilerden biri oldu.Malmo de temel sıkıntı savunma diyebilirim.Stoperlerinin sakatlığından Şampiyonlar Ligi eleme turlarında yeterince muzdarip olan Malmo'nun o bölgede orta saha orijinli Oscar Lewicki'yi dahi kullandığı olmuştu.Savunma zaafını çözemedikleri takdirde Fransa ve İspanya deplasmanlarında onları farklı tarifeler bekleyecektir.Gruba keyif katan ekip olurlar ancak Avrupa maceralarının 6 maç sonunda sona ereceğini düşünüyorum.


Real Madrid için söylenmesi gereken rakiplerin ne yapacağından çok kendilerinin ne yapacağı.Özellikle Cristiano Ronaldo ve Gareth Bale'in.La Liga'nın ilk haftasında Sporting Gijon karşısında -bana kalırsa- iyi bir oyun sergileyen ama bu iki ismin son vuruşlardaki beceriksizliğinden dolayı golü bulamayan Real Madrid bu oyuncuların kendine gelmesi durumunda grubu domine edecektir.İlk santranın yapılmasına 15 günden fazla bir süre olduğunu söylersem bu dediğimde kulağa mantıklı gelecektir.Guti Hernandez'in kura sonrası açıklamalarını yazarak incelemeye son vereyim.

"... Biz Avrupa'nın en iyisiyiz.Real Madrid'in kimseden korkmaya ihtiyacı yoktur.Kuradan çıkmasına sevinmediğim tek takım Shakhtar oldu,Roma'yı istiyordum.Nedeni ise soğuk havaya ve uzun bir yolculuğa maruz kalacağız.PSG güzel futbol oynayan bir ekip ama oyunu kilitleyen bir takım değiller ( Chelsea gibi ) ve böylece sizde kendi futbolunuzu oynayabilirsiniz.Bu tip takımlara karşı kötü gününüzde olsanız bile maç kazanma ihtimaliniz vardır..."

18 Mayıs 2015 Pazartesi

8 Takım,Tek Amaç


Amerika kıtasının kulüpler bazında en büyük ve en değerli kupası olan Copa Libertadores de heyecan kat sayısı her geçen gün daha fazla basamak çıkmaya devam ediyor.Geçtiğimiz hafta yapılan maçlardan sonra çeyrek final eşleşmeleri ortaya çıktı ve bize de müthiş futbol ziyafetini izlemek ve bu yazıda bu eşleşmeleri değerlendirmek kaldı.Eşleşmeler şu şekilde oldu : 

River Plate - Cruzeiro
Emelec - UANL
Santa Fe - Internacional
Guarani - Racing

River Plate - Cruzeiro 


Yukarı da ki fotoğrafı gördüğünüzde aklınıza muhtemelen ilk gelen şey futbolcuların terden kendilerini ferahlattığı olacaktır.Ancak kesinlikle öyle değil,geçtiğimiz Perşembe günü 1-0'ın rövanşında Boca Juniors deplasmanına giden River Plate ilk yarıdan istediği sonucu almış 0-0 ile soyunma odasına gitmişti.Ancak Bocalı taraftarların Riverli oyunculara portakal gazı ile yaptığı saldırı ve tüneli kaynakla delip girme çabaları dev maça gölge düşürdü ve hakem Dario Herrera maçı tatil etti.Conmebol maçın ertesi günü aldığı kararla maçın 3-0 River lehine tescil edileceğine ve Boca'nın Copa Libertadores'den men edileceğini işaret etti.Bütün bunların sonucunda River Plate çeyrek finalde Brezilya şampiyonu Cruzeiro'nun karşısına çıkacak taraf oldu.Cruzeiro ise son 16 da çekişmeli maçlar sonucu penaltılarla Sao Paulo'yu eleyerek çeyrek finale kalmıştı.

Çeyrek finallerde en görkemli gözüken eşleşme bu ve eşleşmenin ilk maçı 21 Mayıs da Arjantin de oynanacak.River cephesinde Kranevitter,Funes Mori,Driussi ve Ponzio olaylı Boca maçının ardından ciddi yanıklarla sahayı terk ettiler ve bir süre hastane de kaldılar.Marcelo Gallardo takımda kafaların rahat olduğunu söylese de bu maçın etkisinden kolay çıkacaklarını sanmıyorum,en azından çok çabuk çıkacaklarını.Brezilya'nın son şampiyonu Cruzeiro ise lige 2 maçta da aldığı mağlubiyetle giriş yaptı  ama bu maçlar da as oyuncularıyla mücadele etmediklerini belirtmek gerek.2 takımın da futbol olarak da moral olarak da en üst düzey de olmadığı bir eşleşme yaşayacağız.İsim olarak büyük ama kalite olarak bizi ufak çaplı hayal kırıklığına uğratacak maçlar izleriz.

Favorim : Cruzeiro 

Emelec - UANL


Ekvador temsilcisi Emelec ile Meksika temsilcisi UANL'ın karşı karşıya geleceği bu maçta ise 2 taraf çeyrek finale çok kolay gelmedi.Emelec Libertadores de Internacional,The Strongest ve Universidad de Chile gibi zor takımların bulunduğu ölüm grubuna düşerken grupta son maçlar öncesi ilk 2'nin dışında yer alan taraftı.Ancak sahasında LaU'yu geçen Emelec,Internacional'in de The Strongest'i yenmesiyle son 16 biletini alan taraf oluyordu. Son 16 da Kolombiya temsilcisi Atletico Nacional ile eşleşen Emelec ilk maçı Ekvador da domine eden taraf olup 2-0 kazanıyordu.Rövanşında Kolombiya da Alexis Henriquez'in golüyle son dakikalara kadar elenme korkusu yaşasalar da Emelec maçın sonunda çeyrek final biletini alan taraf oluyordu.UANL ise Emelec'e nazaran rahat bir ilk aşama geçirdi.River Plate,Juan Aurich ve San Jose'nin bulunduğu gruba düşen Meksika temsilcisi grubun 6 maçta 14 puanla mağlubiyetsiz tamamlayarak liderlikle bir üst tura yükselmeye başardı.Son 16 da gruplar da olduğu gibi bir başka Bolivya temsilcisi Universitario ile eşleşen UANL,ilk maçı Bolivya deplasmanında daha dakika dolmadan gol yemesi ile başlamasına rağmen 1-0 geriden 2-1 dönüp kazanıyordu,rövanşta da aynı şekilde ilk dakika da golü yese de beraberlik golünü bulan UANL zorlansa da çeyrek finale çıkmayı başarıyordu.

İlk maç 19 Mayıs da Ekvador da oynanacak,Emelec'in LDU Quito ile oynayacağı maç ileri bir tarihe ertelendi ve tüm camia bu maça konsantreler desek yanılmış olmam.Emelec'in maç eksiğiyle de olsa zirveden 8 puan geriye düşmüş olması Copa Libertadores'e daha çok ağırlık verecekleri anlamına geliyor.Lig de özellikle Barcelona SC deplasmanında çok kötü oyun oynayan Emelec de akıllar net şekilde Atletico Nacional maçındaydı,tutunacak son dalları bu kupa diyebilirim.UANL cephesinde de durumlar farklı değil,Liga MX Clausura'yı domine edip zirvede tamamlamasına rağmen play-offlarda Santos Laguna'ya elen UANL bu kupaya daha çok ağırlık vermeye başlayacak.Çok sert ve çekişmeli maçlar izleyeceğimizi düşünüyorum,gol oranı da diğer maçlara oranla az olacaktır.UANL benim kanadım da ağır basan taraf.

Favorim : UANL

Santa Fe - Internacional


Galibini en çok merak ettiğim eşleşme desem yalan söylemiş olmam,sezon boyunca beğeni ile takip ettiğim üç takımdan ikisi eşleşti ve iki harika maçın bizi beklediğine inanıyorum.Grup aşamasında Atletico-Mineiro,Atlas ve Colo Colo ile eşleşen Santa Fe , Atlas ve Colo Colo'yu her iki maçta da yense de Atletico Mineiro'ya karşı iki maçta galip gelemedi.Monterrey'den kiralanan Wilson Morelo'nun Santa Fe'nin çeyrek final yürüyüşünde ki önemli payını da es geçmek istemiyorum bu arada.Santa Fe son 16 da Arjantin temsilcisi Estudiantes ile eşleşti,ilk maçı deplasmanda oynayan Santa Fe ilk yarıyı 2-0 geride kapatsa da son 10 dakika da Morelo'nun attığı golle sahasına avantajlı dönen taraf oluyordu.Kolombiya da rakibini 2-0 yenen Santa Fe çeyrek finale yükseliyordu.Internacional ise Emelec,Universidad de Chile ve The Strongest'in bulunduğu gruptan lider olarak çıkmayı başarıyor ve son 16 turunda Santa Fe'yi gruplar da her iki maçta da rezil eden Atletico Mineiro ile eşleşiyordu.Internacional deplasmanda 2-2 berabere kalsa da sahasında işi 3-1'lik galibiyetle bitirerek çeyrek finale yükselmeyi başarıyordu.


Santa Fe Kolombiya da üst üste aldığı iki mağlubiyetle play-offlara girmeyi başaramadı ve sezonu kapattı.Internacional ise yeni sezonun ilk maçında berbat bir sonuç alsa da hafta sonu Avai karşısında nispeten zorlansa da galibiyet almayı başarıyordu.Her iki takım da göze hoş gelen,seyirciyi sıkmayan bir futbol oynuyor.Internacional'in hücum oyuncularının ismi bile kağıt üstünde insanı heyecanlandırmaya yeterken Santa Fe'nin yetenekli isimlerinin de bir hayli fazla olması bu eşleşmeyi cezbeder kılıyor.Kolombiya da ki maçın gollü beraberlikle biteceğine inanıyorum,Brezilya da ki maçta ise düğümün çözüleceğini düşünüyorum.Internacional sezon başından beri Boca Juniors ile kupa da ki en büyük iki favorimden biriydi.Boca'nın taraftarlarının yaptığı aptallık ( düpe düz aptallık Bocalılar kusura bakmasın ) onlara fazla pahalıya patladı ve Internacional benim gözümde tek kaldı.Yine de zaman gösterecek.

Favorim : Internacional


Guarani - Racing


Grup aşamasında iki kez karşılaşan Guarani ve Racing çeyrek finalde yine birbirlerinin karşısına dikildiler.Racing ve Guarani ; Deportivo Tachira ve Sporting Cristal ile birlikte 8.grupta yer alıyorlardı.Bu iki takımın karşı karşıya geldiği maçları masaya yatıracak olursak ilk kozlar Arjantin de paylaşıldı.Racing sahasında Guarani'yi ağırlarken dengede giden maçta farkı yaratan oyuncu bu sene kupaya damgasını vuran oyuncu Gustavo Bou oluyordu,Bou'nun hat-trick yaptığı maçta Racing rakibini 4-1 yeniyordu.Paraguay da ki maçta Santander ve Palau'nun golleriyle 2-0'lık sonuçla rövanş alınsa da her iki maçta da farkı yaratan belirli oyuncular oluyordu.Racing grubu lider tamamlayıp Montevideo ile eşleşiyordu.Uruguay deplasmanında beraberliği son dakika da kurtaran Racing , Arjantin de işi bitirip çeyrek final biletini alıyordu.Guarani ise Corintihans karşısına çıkıyordu,her iki maçta da rakibini mağlup etmeyi başaran Guarani çeyrek finalde gruplarda bir kere yenip bir kere yenildiği Racing'in karşısına çıkmaya hak kazanıyordu.


Maçların yine grup aşamasında ki maçlara benzeyeceği kanaatindeyim,ilk maçın Paraguay da olması Racing için çok büyük bir avantaj.Racing için diğer büyük bir avantaj ise bu sene kupanın en iyi oyuncusu Gustavo Bou'nun kendileri için ter döküyor olması.Guarani de de farkı yaratan oyuncular olsa da hiç biri Gustavo Bou kadar karakter koyamıyor,Bou iyi oynayamadığı maçlarda sahadan silinse de gününde olduğunda Racing'in kazanma ihtimali de %75 artıyor.İki takım da eşleşmeye çok formda giriyor,Guarani de Racing de son maçlarında mağlubiyet yüzü görmedi.Guarani en son 26 Nisan da , Racing ise en son 8 Nisan da maç kaybetti.Ben çok zevkli maçlar izleyeceğimizi ve Arjantin ekininin yarı finale yükseleceğini düşünüyorum.

Favorim : Racing


13 Mayıs 2015 Çarşamba

Copa America 2015 | Kadrolar



Güney Amerika kıtasının en büyük kupası Copa America 11 Haziran akşamı Şili'nin ev sahipliğinde resmen başlayacak ve biz de 25 gün boyunca enfes bir organizasyonun tadını çıkaracağız,bu yazıda takımların kadrolarını topladım. ( değerlendirmeler çok yakında. )



A GRUBU

Şili

Kaleciler : Claudio Bravo, Johnny Herrera, Paulo Garces.

Defanslar : Gonzalo Jara, Gary Medel, Mauricio Isla, Eugenio Mena, Jose Rojas, Miiko Albornoz, Juan Cornejo.

Orta Sahalar : Jean Beausejeour, Arturo Vidal, Matias Fernandez, Jorge Valdivia, Carlos Carmona, David Pizarro, Rodrigo Millar, Charles Aranguiz, Marcelo Diaz, Jose Pedro Fuenzalida, Felipe Gutierrez, Fernando Meneses, Marco Medel.

Forvetler : Alexis Sanchez, Mark Gonzalez, Eduardo Vargas, Mauricio Pinilla, Junior Fernandes, Edson Punch, Angelo Henriquez

Menajer : Jorge Sampaoli



Meksika

Kaleciler : Jose de Jesus Corona, Alfredo Talavera, Meliton Hernandez.

Defanslar : Rafael Marquez, Adrian Aldrete, Hugo Ayala, Julio Dominguez, Gerado Flores, Efrain Velarde, Miguel Angel Herrera, George Corral, Carlos Salcedo.

Orta Sahalar : Juan Carlos Medina, Javier Aquino, Marco Fabian, Luis Montes, Javier Guemez, Mario Osuna.

Forvetler : Raul Jimenez, Vincente Matias Vuoso, Eduardo Herrera, Enrique Esqueda.

Menajer : Miguel Herrera





Ekvador

Kaleciler : Maximo Banguera, Alexander Dominguez, Librado Azcona, Esteban Dreer.

Defanslar : Walter Ayovi, Juan Carlos Paredes, Frickson Erazo, Gabriel Achilier, Oscar Bagui, Arturo Mina, Mario Pineida, Robert Arboleda, John Narvaez, Luis Romero.

Orta Sahalar : Antonio Valencia, Christian Noboa, Jefferson Montero, Michael Arroyo, Renato Ibarra, Fernando Hidalgo, Pedro Quinonez, Juan Cazares, Jonathan Gonzalez, Osbaldo Lastra, Angel Mena, Pedro Larrea.

Forvetler : Jaime Ayovi, Enner Valencia, Fidel Martinez, Miller Bolanos.

Menajer : Gustavo Quinteros



Bolivya

Kaleciler : Romel Quinonez, Hugo Suarez, Jose Penarrieta.

Defanslar : Diego Bejarano, Miguel Hurtado, Ramiro Ballivian, Marvin Bejarano, Alejandro Morales, Abraham Cabrera, Edemir Rodriguez, Ronald Eguino, Edward Zenteno, Cristian Coimbra, Ronald Raldes.

Orta Sahalar : Danny Bejarano, Walter Veizaga, Damir Miranda, Alejandro Malean, Sebastian Gamarra, Alejandro Chumacero, Pablo Escobar, Jhasmani Campos.

Forvetler : Damian Lizio, Martin Smedberg-Dalence, Gustavo Pinedo, Alcides Pena, Rodrigo Ramallo, Juan Carlos Arce, Marcelo Martins Moreno, Ricardo Pedriel.

Menajer : Mauricio Soria



B GRUBU

Arjantin

Kaleciler : Sergio Romero, Nahuel Guzman, Mariano Andujar, Agustin Marchesin.

Defanslar : Pablo Zabaleta, Facundo Roncaglia, Ezequiel Garay, Martin Demichelis, Nicolas Otamendi, Federio Fernandez, Marcos Rojo, Milton Casco, Lucas Orban.

Orta Sahalar : Javier Mascherano, Lucas Biglia, Ever Banega, Roberto Pereyra, Fernando Gago, Angel Di Maria, Federico Mancuello, Maxi Rodriguez, Enzo Perez, Erik Lamela, Javier Pastore.

Forvetler : Lionel Messi, Nicolas Gaitan, Sergio Aguero, Carlos Tevez, Ezequiel Lavezzi, Gonzalo Higuain.

Menajer : Gerardo Martino



Uruguay

Kaleciler : Fernando Muslera, Martin Silva, Rodrigo Munoz.

Defanslar : Maximiliano Pereira, Matias Aguirregaray, Jose Maria Giemenez, Diego Godin, Sebastian Coates, Emiliano Velazquez, Gaston Silva, Alvaro Pereira, Mathias Corujo, Jorge Fucile.

Orta Sahalar : Camilo Mayada, Alvaro Gonzalez, Carlos Sanchez, Egidio Arevalo Rios, Walter Gargano, Guzman Pereira, Nicolas Lodeiro, Cristian Rodriguez, Giorgian De Arrascaeta.

Forvetler : Diego Rolan, Jonathan Rodriguez, Edinson Cavani, Christian Stuani, Abel Hernandez.

Menajer : Oscar Tabarez



Paraguay

Kaleciler : Justo Villar, Anthony Silva, Joel Silva, Alfredo Aguilar.

Defanslar : Paulo Da Silva, Marcos Caceres, Miguel Samudio, Ivan Piris, Jorge Moreira, Fabian Balbuena, Bruno Valdez, Saul Salcedo.

Orta Sahalar : Victor Caceres, Osvaldo Martinez, Nestor Ortigoza, Richard Ortiz, Celso Ortiz, Oscar Romero, Osmar Molinas, Eduardo Aranda, Jonathan Fabbro.

Forvetler : Roque Santa Cruz, Lucas Barrios, Nelson Haedo Valdez, Oscar Cardozo, Edgar Benitez, Hernan Perez, Derlis Gonzalez, Raul Bobadilla.

Menajer : Ramon Diaz



Jamaika

Kaleciler : Ryan Thompson, Duwayne Kerr, Dwayne Miller, Damion Hyatt.

Defanslar : Wes Morgan, Jermaine Taylor, Michael Hector, Daniel Gordon, Adrian Mariappa, Hughan Gray, Alvas Powell, Richard Dixon, Kemar Lawrence.

Orta Sahalar : Je-Vaughn Watson, Rodolph Austin, Joel Grant, Lance Laing, Garath McCleary, Shaun Cummings, Jobi McAnuff, Omar Holness.

Forvetler : Allan Ottey, Michael Seaton, Giles Barnes, Darren Mattocks, Simon Dawkins, Deshorn Brown, Romeo Parkes, Andre Clennon, Dino Williams.

Menajer : Winfried Schafer



C GRUBU

Brezilya

Kaleciler : Jefferson, Diego Alves, Marcelo Grohe, Neto.

Defanslar : Fabinho, Marcelo, Filipe Luis, Danilo, David Luiz, Marquinhos, Thiago Silva, Miranda, Gil.

Orta Sahalar : Luiz Gustavo, Elias, Fernandinho, Casemiro, Willian, Philippe Coutinho, Everton Ribeiro, Douglas Costa, Felipe Anderson, Fred, Rafael Alcantara, Kaka.

Forvetler : Neymar, Robinho, Roberto Firmino, Diego Tardelli, Leandro Damiao.

Menajer : Dunga



Kolombiya


Kaleciler : Cristian Bonilla, David Ospina, Camilo Vargas.

Defanslar : Darwin Andrade, Santiago Arias, Pablo Armero, Eder Alvarez Balanta, Pedro Franco, Francisco Meza, Johan Mojica, Jeison Murillo, Carlos Valdes, Cristian Zapata, Camilo Zuniga.

Orta Sahalar : Abel Aguilar, Edwin Cardona, Juan Cuadrado, Fredy Guarin, Alexander Mejia, Juan Quintero, Andres Renteria, James Rodriguez, Carlos Sanchez, Edwin Valencia.

Forvetler : Carlos Bacca, Radamel Falcao, Teofilo Gutierrez, Victor Ibarbo, Jackson Martinez, Luis Muriel.

Menajer : Jose Pekerman




Peru

Kaleciler : Pedro Gallese, Diego Penny, Salomon Libman.

Defanslar : Luis Advincula, Carlos Zambrano, Pedro Requena, Hansell Riojas, Christian Ramos, Yoshimar Yotun, Jair Cespedes, Alexander Callens, Gustavo Dulanto.

Orta Sahalar : Josepmir Ballon, Edwin Retamoso, Carlos Lobaton, Carlos Ascues, Joel Sanchez, Rinaldo Cruzado, Paolo Hurtado, Juan Manuel Vargas, Christian Cueva, Cristian Benavente, Paulo Albarracin.

Forvetler : Andre Carrillo, Jefferson Farfan, Paolo Guerrero, Claudio Pizarro, Irven Avila, Daniel Chavez.

Menajer : Ricardo Gareca





Venezuela

Kaleciler : Alain Baroja, Wuilker Farinez, Daniel Hernandez.

Defanslar : Gabriel Cichero, Grenddy Perozo, Andres Tunez, Juan Fuenmayor, Wilker Angel, Alexander Gonzalez, Roberto Rosales, Fernando Amorebieta, Oswaldo Vizcarrondo.

Orta Sahalar : Rafael Acosta, Ronald Vargas, Franklin Lucena, Cesar Gonzalez, Yohandry Orozco, Tomas Rincon, John Murillo, Luis Manuel Seijas, Juan Arango, Alejandro Guerra.

Forvetler : Edder Farias, Gelmin Rivas, Christian Santos, Fernando Aristeguieta, Nicolas "Miku" Fedor, Mario Rondon, Josef Martinez, Salomon Rondon.

Menajer : Noel Sanvicente


1 Mayıs 2015 Cuma

Slaviša Jokanović | Deha Sırp


Muhtemelen futbolla içli dışlı bir insanla muhabbet ederken Slavisa Jokanovic ismini kullansanız karşınızda ki hemen Tenerife formasıyla onun Barcelona'ya yaptığı hat-trick'den bahseder.( Gollerin ikisi penaltıdan gelse de hat-trick,hat-trick'dir. ) 

Jokanovic 1968 de Novi Sad-Yugoslavya da dünyaya gelen bir isim.Profesyonel olarak 18 yaşında futbola doğduğu yerin takımında başlayan Jokanovic defansif orta saha olarak görevini yapıyordu.Kısa sürede büyük takımların gözüne giren Jokanovic ilk önce Vojvodina sonra da Partizan'a transfer oldu.Yugoslavya topraklarını 1993 de terk ederken Jokanovic 2 tane Yugoslavya ligi madalyasını cebine koymuştu. ( 1-Vojvodina , 1-Partizan ) Futbol dünyasına kendini iyice tanıtacağı İspanya'ya giden Jokanovic serüvenini Ovedio formasıyla açtı.2 sezon aradan sonra hala saygıyla anıldığı bir kulüp olan Tenerife'ye transfer oldu ve 4 sezon oynadığı takımında toplam 123 maça çıkıp 17 gol atmayı başardı.Jokanovic 31 yaşına geldiğinde 1999 yazında Deportivo'ya transfer oldu.O sezon Deportivo ile La Liga şampiyonluğu yaşayan Jokanovic takımına attığı 2 golle şampiyonluk yolunda katkı sağladı.


Sezonun bitiminde Galiçya'dan ayrılma kararı alan Jokanovic 1.7 milyon sterline Chelsea'ye transfer oldu.Chelsea de 2 sezon boyunca forma giyen Jokanovic eski performansını bir türlü yakalayamadı ve futbol kariyerinin son dönemlerinde tekrar İspanya'ya,Ciudad Murcia'ya döndü.2004 yazında da futbolu bıraktı.


Her ne kadar Sırp vatandaşı olsa da gurbeti çok seven Jokanovic futbolu bırakmasına rağmen İspanya da ikamet etmeye devam etti.2007 yılında 3.lig takımlarından Madrid de ki Atletico Pinto'nun teknik ekibinde görev alan Jokanovic'in hayatı o yıl olan bir hadiseyle değişti.Partizan teknik direktörü çiçeği burnunda ki Miroslav Dukic yaşadığı sorunlar nedeniyle Partizan'dan ayrıldı ve Partizan da kulübün saygın oyuncularından Slavisa Jokanovic'i kulübün başına getirdi.Partizan da 2 sezon çalışan Jokanovic 2 kez Sırbistan Ligi'ni , 2 kez de Sırbistan Kupa'sını kazanma başarısı gösterdi.Teknik adamlık kariyerine son derece iyi bir başlangıç yapmasına rağmen Jokanovic Eylül 2009 da kulüple karşılıklı anlaşma sonucu yollarını ayırdı.


2012'ye kadar futbola ara veren Jokanovic Şubat 2012 de Tayland kulübü Muangthong United'ın kendisini ikna etmesi üzerine yeniden futbola dönüş yaptı.Bir sezon kulüpte görev yapan Jokanovic ligi kazanma başarısı gösterdi.Tayland'dan ayrılan Jokanovic 2 sene içinde başarısız Levski Sofia ve Hercules denemeleri yaptı.

Asıl Macera


Watford 2014-2015 sezonuna Championship de Guiseppe Sannino yönetiminde başladı.Lige iyi bir giriş yapan The Hornets ilk 5 maçta 12 puan toplamayı başardı.Ancak Sannino'nun soyunma odasına oyuncularla arasının iyi olmadığı bilinen bir gerçekti.Sannino bu sebepleri gerekçe göstererek Huddersfield'ı 4-2 mağlup ettikleri maçın ardından kulüpten ayrıldı.Watford yönetimi boşalan teknik adamlık koltuğuna 2010-2012 yılları arasında Barcelona genç takımında da yer alan Oscar Garcia'yı getirdi.Oscar Garcia da çoğu Barca alt yapısından çıkanlar gibi total futbolu benimseyen bir hocaydı ve Watford'a da bunu uygulatmak istedi.Ancak kulübünün başında 1 ay tamamlayamadan sağlık sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı.Sezonun daha ilk çeyreği geride kalmadan 2 hoca değiştiren Watford kulübü yeni bir teknik direktör arayışına girmeden antrenörlerden Bill McKinlay'ı takımın başına geçici bir süreliğine getirdi.2 hafta ardından Sırp Slavisa Jokanovic takımın başına geçti.



Jokanovic kulübün başına geldiğinde Watford 21 puanla 3.sırada yer alıyordu.Ayağının tozuyla çıktığı ilk maçında Sheffield Wednesday'i deplasmanda 3-0 yenen Jokanovic'li Watford liderliği de almayı başardı.Ancak bu maçtan sonra duraklama dönemine giren The Hornets çıktığı 7 maçta sadece 1 kez galip gelebildi.Lider olan Watford play-off potasından dahi çıkmış 7.sıraya düşmüştü.Ancak Aralık başından itibaren muhteşem bir çıkış yakalan Watford Mart'ın sonuna kadar çıktığı 20 maçta sadece 5 kez yenildi ve 15 kez de galibiyet aldı.Bu galibiyetler içerisinden şüphesiz en görkemli olan serinin de başlamış olduğu Fulham deplasmanında alınan 5-0'lık galibiyetti.Rakibini hezimete uğratan Watford Troy Deeney'in hat-trick yaptığı maçta geceyi harika bir galibiyetle kapatıyordu.Watford'un bu harika serisinde Troy Deeney toplam attığı 15 golle takımın skor yükünü çekiyordu.Nijerya'lı Odion Ighalo'dan 14 gollük nefis bir katkı gelirken kaptan Matej Vydra da 5 golle destek çıkıyordu.Kazanılan 15 maçın 7'sinde kalesini gole kapatan Watford kalesi savunma anlamında da klas bir iş çıkarıyordu.



Mart sonunda ligde 39 hafta geride kalmışken Jokanovic'li Watford 72 puanla zirvenin 1 puan gerisindeydi.Zirvede yer alan Bournemouth'u bu sezon yaptığı 2 maçta da yenemeyen Watford 40.hafta da Derby County deplasmanına gidecekti.Bu deplasmandan beraberlikle ayrılan Watford şampiyonluk yolunda ki en büyük rakiplerinden Middlesbrough'u 2-0 devirmeyi başarıyordu.42.hafta maçında Millwall deplasmanından 2-0 galip ayrılan lider Bournemouth'u 1 puan geriden takibe devam ediyordu.Ertesi hafta Nottinham Forest'i de deviren Watford rakibinin Reading deplasmanını kayıpsız geçmesiyle 2.sırada ki yerini koruyordu.Ancak ertesi hafta sahasında Birmingham'ı konuk eden Watford sahadan 1-0 galip ayrılırken Bournemouth sahasında Sheffield Wednesday'e puan verince liderlik koltuğunu alıyordu.Geçtiğimiz hafta sonu Brighton deplasmanına çıkan Watford rakibini Troy Deeney ve Vydra'nın golleriyle yenerek Premier Lig'e çıkmayı garantiliyordu.Jokanovic yine büyük bir iş başarmıştı.Temposu yüksek,kompakt ve hücumcu bir takım yaratan ve bunu çok iyi işleyen Jokanovic şehrin hayalini gerçeğe dönüştürmüş ve takımlarını Premier Lig'e çıkarmıştı. Watford yarın Sheffield Wednesday'ı sahasında konuk edecek,kazanmaları durumunda Championship'i kazanarak Premier Lig'e şampiyon unvanıyla çıkacaklar.Jokanovic'in futbolculuk kariyeri underrated kalmıştı,teknik adamlık kariyeri de öyle kalacak.İlk teknik adamlık deneyimini Sırp futbolunun en büyük takımında yapan ve baskının üstesinden çok iyi gelip 2 sezon da 4 kupa kazanan Jokanovic ; kıta değiştirmesine rağmen Tayland da şampiyonluk yaşamıştı.Bu sezon kalitesi bir başka olan Championship de Bournemouth,Middlesbrough,Norwich ve Ipswich gibi takımların arasından sıyrılıp Premier Lig'e çıkmayı başardı.Jokanovic küçümsenecek bir hoca değil,başlıkta da belirttiğim gibi kendisi dahi bir adam..




26 Nisan 2015 Pazar

Matthew Connolly | Üst Lige Çıkmak Ondan Sorulur



24 Eylül 1987 de dünyaya Barnet de gözlerini açan Matthew Connolly Arsenal alt yapısında futbola başladı,rezerv takımda kaptanlık rolünü üstlenen Connolly Arsenal de aradığı şansı bir türlü bulamadı.Topçular onu 2007 yılında Bournemouth ; 2008 yılında Colchester United'a kiralarken Connolly en sonunda kulüpten ayrılmaya karar verdi ve QPR'a transfer oldu.Bu transfer aynı zamanda onun 5 sezonda 4 kez Premier Lig'e farklı takımlarla yükselmesini simgeliyordu.


QPR de geçirdiği ilk iki yıl pek hatırlamak istemeyeceği anılarla dolu olsa da sonrasının iyi olduğunu söylemekte sakınca görmüyorum.2010-2011 sezonunda menajer Neil Warnock yönetiminde Wayne Routledge,Adel Taarabt,Kyle Walker gibi oyunculara sahip olan QPR Championship'i sadece 6 mağlubiyet alarak 88 puanla şampiyon tamamlıyordu ve Premier Lig'e yükseliyordu.Connolly bu sezon takımıyla 36 maça çıkarak takımının üst lige yükselmesinde pay sahibi oluyordu.


2011-2012 sezonunda kulübün yeni sahipleriyle maddi güce kavuşup sağlam transferler yapan QPR da kalmaya karar veren Matthew Connolly Senegalli Armand Traore'nin gelişiyle birlikte o sezon da istediği forma şansını yine alamayacaktı.Ocak ayının son günlerinde özüne dönüp alt lig takımlarından Reading'e kiralanan Connolly Sky Sports'a verdiği röportajlar da QPR'a da fazlasıyla sallıyordu ( kulübün umurunda olmadı orası ayrı ) .Connolly kulübe geldiğinde bile kusursuz bir form grafiğine sahip olan Reading sezon sonuna kadar performansına devam edip 89 puanla Championship'i şampiyon olarak tamamlıyor ve Premier Lig'e çıkmaya hak kazanıyordu.Connolly sadece 6 kez forma giyebilmesine rağmen listeye adını yazdıran oyunculardan biri oluyor ve bu başarıyı son 3 senede 2.kez tekrarlıyordu.


2012-2013 sezonunun başladığı günlerde 500 bin pound gibi alt lig takımları için biraz fazla bir paraya Cardiff City'nin yolunu tutan Connolly beklentileri erkenden karşılamayı başarıyordu.Connolly sezon boyu Cardiff de toplam 34 maçta forma giyerken Cardiff 87 puanla ligi şampiyon tamamlıyor ve Premier Lig'e çıkmaya hak kazanıyordu.Connolly'nin son 4 sezonda 3.başarısıydı bu.Premier Lig'e çıkmış olmanın verdiği haza 2.defa yenik düşen Connolly Cardiff ile ertesi sezon Premier Lig de kalmaya devam ediyordu ama istediği formayı alamayıp sezonu hayal kırıklığı ile tamamlıyordu.


2013-2014 sezonun sonunda Premier Lig de tutunamayıp bir alt lige düşen Cardiff formasıyla yola devam eden Connolly istediği forma şansını fazlasıyla almasına rağmen takımın gidişatından memnun olamıyordu.Watford menajeri Slavisa Jokanovic tarafından radara alınan ve 19 Mart 2015 günü kiralık olarak Watford saflarına katılan Connolly takımının dün Brighton'u yenmesiyle birlikte üst lige yükselmesinde pay sahibi olan oyunculardan biri oluyordu.Bakalım kendisi gelecek sezon Watford da kalmak mı isteyecek yoksa özünde devam edip Championship saflarında devam mı edecek ? Göreceğiz.



22 Nisan 2015 Çarşamba

Yarı Finale Madrid Çıkar!


Başlıkta da gördüğünüz gibi "yarı finale Madrid çıkar" esprisi yapıp bu güzel eşleşmeye böyle esprilerle gölge düşüren kişiler hariç taraflı tarafsız herkes için  gergin maç.Real ve Atletico taraftarlarında gerginlik had safha dayken bu maça tarafsız olanlarda bile gerginliğin olduğunu bizzat kendim gözlemledim.


2014-2015 futbol sezonunda Madrid'in en büyük 2 takımı toplam 7 kez karşı karşıya geldiler,bu maçların 3'nde ekipler sahadan beraberlikle ayrılırken 4 maç da Atletico'nun üstünlüğüyle sonuçlandı.Real Madrid tarihinde ilk defa Atletico'ya karşı üst üste 7 maçta üstünlük kuramadı ve bu rekorlarla dolu tarihlerine eksi bir puan olarak geçti.Bugün Santiago Bernabéu da sezonun 8. ve son maçında karşı karşıya gelecekler ve bu iki takımdan birisi Şampiyonlar Ligi yarı final biletini cebine koyacak.


Geçen Maç Neler Oldu


Geçtiğimiz hafta Salı günü Vicente Calderon da kozlarını paylaşan bu iki takımın mücadelesi diğer tüm maçlarda olduğu gibi büyük bir sertliğe sahne oldu.Atletico yine önde basan,alanı çabuk daraltan bir oyun yapısıyla sahada olurken Real Madrid de hızlı oyuncularıyla gol aradı.Maçın büyük çoğunluğunda Atletico savunmasını aşamayan Real Madrid aştığı zamanlarda da golü bulamayarak rövanş için avantaj elde edemedi. ( Bale ve Ronaldo'nın pozisyonları ) 80 dakika boyunca yine A kalite savunma yapan Atletico Madrid maçın son dakikalarından mütevellit taraftarının da desteğini arkayı alarak Iker Casillas'ın bulunduğu kaleye akınlar gerçekleştirmeye başladı.Özellikle duran toplardan istediğini bulan Atletico Raul Garcia ve Godin ile girdiği fırsatlardan yararlanamadı ve maç golsüz beraberlikle tamamlandı.Bu maç Diego Simeone'nin öğrencileri için şöyle de ilginç bir özellik taşıyordu.Ezeli rakipleri ile bu sezon oynadıkları 6 maçta da gol atmayı başaran Atletico ilk defa bir Real Madrid maçında gol bulamamıştı. ( Calderon da oynanan en son maçın 4-0 bittiğini hesaba katarsak biraz şaşırtıcı.)

Şöyle de kendi yorumumu katacak olursam ; Real Madrid bu sezon Atletico'ya karşı oynadığı maçların hepsinde oyun olarak ezilen taraftaydı.Sadece Kral Kupası rövanş maçında ilk yarım saat baş döndürücü bir tempo yapan Los Galacticos kalan tüm dakikalarda rakibine ezildi.Ancak bu maçta da oyun anlamında sahada Real Madrid üstünlüğü vardı,özellikle James Rodriguez'in sakatlıktan dönmesi Beyazlar'ın saha içinde ki oyun dağılımını olumlu yönde etkilerken Marcelo'nun da klas performansı üstünlüğü perçinliyordu.


Maç Öncesi



Real Madrid hafta sonu sahasında Malaga'ya karşı boy gösterirken önemli 2 yıldızını kaybediyordu.Zaten bu maçında öncesinde Fransız oyuncusu Karim Benzema'nın sakatlanması takımda moralleri bozarken bir de maç içinde Gareth Bale ve Luka Modric'in sakatlanması moralleri fazlasıyla alt üst ediyordu.Real Madrid zorlansa da maçı 3-1 kazanarak şampiyonluk iddiasına devam ederken Ancelotti zorlu maç öncesi rotasyona gitmeyip hemen hemen aynı kadroyla takımını sahaya sürüyordu.

Cumartesi günü Riazor'a çıkan Atletico Madrid ise Real Madrid maçının kadrosunun benzeri ile sahadaydı.Simeone Miranda ve Mandzukic gibi oyuncularını dinlendirirken Atletico maçı 2-1 kazanarak az olan şampiyon iddiasını sürdürüyordu.


Bu akşam oynanacak maç öncesinde iki takımın eksiklerine geçecek olursak liste Real Madrid cephesi açısından biraz daha kabarık.Real de Marcelo cezası sebebiyle forma giyemeyecekken, sezonu kapatan Modric, Bale ve Benzema da sakatlıkları sebebiyle dev maçta forma giyemeyecekler.Atletico Madrid de ise Mandzukic'in durumu şüpheli olsa da maç da oynayacağı bildirildi.Mario Suarez ise cezası sebebiyle yok.




İspanyol basınında iki teknik adamın çıkarması muhtemel 11'ler yukarıda görüldüğü gibi göze çarpıyor.James'in sakatlıktan dönüşüyle yedeğe çekilen Isco'nun 11'e yeniden dönüş yaptığını görüyoruz.Ancelotti'nin hala bir sürpriz yapıp Pepe'yi orta sahada oynatacağı konuşulsa da Illarra orta saha için yazılan isim,Real Madrid'in kağıt içinde ki dağılışın 4-4-3 olduğunu bir kenara bırakıp Real Madrid'in bu kadroyla çıkması durumunda saha içine 4-4-2 şeklinde dağılacağını düşünüyorum.

Atletico 11'nde ise geçtiğimiz maç kanatta forma giyen Koke'nin Gabi yerine orta alanda onun yerinde Saul'ün yer aldığını görüyoruz.Sol kanatta Siqueira yerine ise Jesus Gamez var.Onun dışında Simeone'nin olağan kadrosu bu şekilde.Simeone'nin Saul'u bu maça %100 çıkaracağına inanmıyorum,Raul Garcia'nın da 11 başlama ihtimali bana daha mantıklı geliyor.


Maça gelirsek ; gönlüm elbette ki taraftarı olduğum Real Madrid'den yana.Ancak eğri oturup doğru konuşmak da gerek ki Atletico'ya karşı şansımız pek tutmuyor.Takımın bana kalırsa Ronaldo'dan sonra en önemli oyuncusu Modric'in yokluğu ve hücum meziyetleriyle herhangi bir muadili olmayan Marcelo'nun bu maçta yokluğu çok aranacak. ( Benzema'nın yokluğuna hiç girmiyorum bile,onu izleyip göreceğiz. ) Atletico cephesinde ise dişe dokunur bir eksik yok -ki olsa bile Atletico benchi Real benchine göre çok daha iyi durumda - . Sonuç olarak ben bu akşam Bernabéu da temposu yüksek,son derece sert,kırmızı kartın çıktığı ve gollü beraberlikle Atletico'nun tur atlayacağı bir maç olacağına inanıyorum. ( Son tahminimin tutmamasını diliyorum. ) 


5 Nisan 2015 Pazar

Le Classique : Derbiden Fazlası


Hemen hemen tüm derbiler için "derbiden fazlası" ibaresini kullandığımız için yazının başlığı yeterince ilginizi çekmemiş olabilir ama yazıdan keyif alacağınıza inanıyorum.

Fransa'nın en büyük iki şehrinin ev sahipliğin yaptığı Le Classique sonda kalan her maçıyla hikayeye yeni halka eklemeyi başarıyor.Paris ve Marsilya şehirleri yapısal olarak da birbirinin tamamiyle zıttı iki şehir,öyle ki dünya da her çocuğa gitmesini istediği yeri soracak olsanız %80 ihtimalle Paris cevabı alırsınız.Paris elit halkın yaşadığı bir şehirken,Marsilya çoğunlukla sıradan insanların yaşadığı bir şehirdir.

Her ne kadar Le Classique ismi Real Madrid ve Barcelona'nın karşı karşıya geldiği El Clasico derbisinden esinlenerek bu derbiye verilse de bu derbinin ismi Fransız insanları arasında çoğunlukla "Kuzey-Güney derbisi" olarak geçer.Nedeni basittir,Paris kuzeyde yer alan bir şehirken Marsilya da tam tersine güney de yer alan bir şehirdir.



Rekabet Başlangıcı 

İlk defa 12 Aralık 1971 tarihinde kozlarını paylaşan bu iki takımın mücadelesinde ( ayrıca PSG'nin PSG adıyla ilk resmi sezonudur ) gülen taraf güney cephesi ekibi Marsilya oluyordu.Velodrome da oynanan ilk derbiyi 18.798 taraftar yerinde takip ederken ev sahibi Marsilya rakibini 4-2 ile sürklase ediyordu.Rekabette ki ilk maçların çoğunluğunda Marsilya üstünlüğü görülürken PSG rakibini devirebilmek için tam 4 yıl bekleyecekti.Takvimler 13 Mart 1975'i gösterirken Parc des Princes de oynanan Fransa kupası çeyrek final maçında PSG rakibini 2-0 yenerek rekabette ki ilk galibiyetini alıyordu.Bu galibiyet PSG için ilk adım olsa da ezici üstünlüğe girilecek periyodik dönemin de ilk maçıydı aynı zamanda.Ardından gelen 4 maçta Marsilya'nın bileği bükülmese de 1988 yılına kadar PSG ezeli rakibine ezici bir üstünlük kurmayı başarıyordu.Ancak bu süre diliminde öyle bir maç vardı -ki hala PSG taraftarlarının övündüğü bir maçtır- 8 Ocak 1978 de oynanan maçta PSG rakibini 5-1 yenerek derbi tarihinin en farklı skorunu elde etmeyi başarıyordu.

Karşı karşıya geldikleri maçlar da PSG'nin üstünlüğü göze çarpsa da 1993 ilkbaharı sonunda Marsilya müzesine hem Şampiyonlar Ligi hem de Ligue 1 kupasını koyup duble yapınca rekabette ipler kopma noktasına geliyordu.Ancak sene sonunda Marsilya'nın şike yaptığı kararına varılınca kupa Marsilya'dan alınıp PSG'ye veriliyordu.


Derbinin bu süre zarfında bir kaç revizyona da uğradığını söylemeden geçmeyeyim.Fransız halkı ve hatta dünya arasında popülaritesi git gide yükselen Le Classique'nin daha çok ilgi çekmesi için Canal+ ve Marsilya'nın başkanı Bernard Tapie kolları sıvadı ve hedeflerine ulaştılar.Her ne kadar Marsilya'nın şikeden dolayı Ligue 1 kupası elinden alınsa da Şampiyonlar Ligi onların elinde ki bir başarıydı ve hala "Avrupa da Şampiyon olan tek Fransız" unvanını taşıyorlardı.Ancak bu unvan da çok uzun sürmeyecekti,1996 sezonunda Rapid Wien'i finalde mağlup eder UEFA Kupa Galipleri Kupası'nı müzesine götüren PSG rakibinin karşısına dikilmeyi başarıyordu.


Çıkan Olaylar

Her derbi de olduğu gibi bu derbide de olaylar bir süreden sonra had safhaya ulaşacaktı.Bernard Tapie ve Canal+'nın derbinin popülaritesini yükseltmek için devreye girdiği ana kadar çok kavgalar yaşanmasa da bu hadiseden sonra iki takım taraftarı arasında ki bağlar bir daha hiç bağlanmamak üzere koptu.İlk patlak veren olay 1995 ilkbaharında Parc des Princes de oynanan maçta çıkan olaylar sebebiyle 146 kişinin tutuklanmasıydı.Ayrıca 9 polis memurunun da yaralandığını belirteyim.Ekim 2000 de Marsilya taraftarı PSG taraftarının saldırısına maruz kalarak felç olurken iki takımın karşı karşıya geldiği maçlardan önce çıkan olaylar sebebiyle yüzlerce insan tutuklanma durumunda kaldı.Şubat 2010 da oynanan maçta PSG taraftarı Yann L. yaralandı ve komaya girdi.Yann L. koma da girdiği yaşam savaşına daha fazla dayanamadı ve 18 Mart da hayata gözlerini yumdu.


İstatistikler

" İki takımın karşı karşıya geldiği 85 maçta 33 PSG galibiyeti 32 Marseille galibiyeti bulunurken 20 de beraberlik bulunuyor. "

" Marseille'nin 27 resmi kupası bulunurken PSG'nin 23 resmi kupası var."

"Derbi de en çok forma giyen oyuncular Steve Mandanda ve Sylvain Armand ( 18 kez ) "

"Derbi de en çok golü bulunan oyuncular Zlatan Ibrahimovic ve Pauleta ( 6 defa ) "

İki takım kozlarını bu akşam TSİ 22.00 da Velodrome da paylaşacak.